Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 286 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Mart 21, 2013 - 08:08:57
· Kızıl Yolculuk (1)

Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)


Eski Yazılar

Hikayeler: ERONA... ROHAN'IN SAVAŞÇI KIZI (BÖLÜM 9)
Yayınlanma tarihi Mart 22, 2004 - 15:32:14 Gönderen iarwain-ben-addar-

Hikayeler Welar göndermiş "Grup üyeleri at sırtında zorlu bir yolculuğun ardından Celebrant Çayırlarında Güney Sığ denilen bölgeye ulaşmışlardı. Etraf sakin görünüyordu. Nehir boyunca ilerlemeleri halinde Lorien Ormanı'na ulaşacaklardı ama onlar yüzlerini Ulu Nehir Anduin'in karşı yakasına doğru çevirmişlerdi. Hedefleri Dol-Guldur'du. Çünkü aradıkları esirlerin orada olduğunu düşünüyorlardı.



Hara etrafına bakınarak nehri geçebilecekleri uygun bir yer aramaya koyuldu. Sandor'da ona katılmıştı. Burası sığ bir nokta olduğu için nehri geçebilecekleri en uygun yerdi. Diğerleri ise biraz daha geride kalmışlardı. Erona o yeşil gözlerini kuzey yönüne çevirerek Lorien Ormanına doğru baktı. Ufukta Mallorn ağaçlarının altın yapraklarını görebilmeyi umuyordu ama millerce ötede bulunan o muhteşem ağaçları görebilmesi mümkün değildi. Genç kız derin bir iç çekişin ardından bir kez daha gözlerini Lorien tarafına doğru çevirirken, birden babasının sesini duydu;

- Sanırım buradan geçebiliriz.. burada nehir hem sığ hemde dar.. karşı tarafa geçmek için en uygun yer





Hara'nın bu sözleri üzerine diğerleri de o yana doğru yöneldiler. Eldar, Welar ve Rufus atlarını yaşlı Rohanlının bulunduğu yere doğru yönelttikleri esnada, onlara göre daha geride bulunan Erona ilerideki uzun sazlıkların arasında birtakım kıpırtılar olduğunu hissetti. Rohanlı Kız kararsız gözlerle uzun sazlıkların arasına doğru bakarak diğerlerinin yanına doğru ilerledi. Bir yandan da elini sırtına atarak yayını çıkarttı. Erona o anda neler olduğundan tam olarak emin olmasa da, uzun sazlıkların arasında hareket eden birşeyler var gibi gelmişti ona.



O esnada Hara ve Sandor nehri yarılamışlardı bile. Diğerleri ise nehre doğru ilk adımları atmışlardı. Erona biryandan onlara yetişmeye çalışırken, biryandan da şüpheci gözlerle sazlıklara bakmayı sürdürüyordu. O esnada genç kız sazlıkların arasında kınından sessizce çıkartılan bir kılıcın yansımasını gördü. Erona'nın tüyleri biranda diken diken oldu, Sonra da tüm gücüyle haykırdı;



"Baba!!! Dikkat edin!! Pusuya düşürüldük!!"



Genç kızın bu çığlığıyla birlikte grup üyeleri korkuyla irkildi. Hepsi birden ellerini kılıçlarına ve yaylarına yöneltirlerken, az ötelerindeki geniş sazlık alanın içinden, korkunç çığlıklar atarak fırlayan Nahorlu yaratıklar üzerlerine doğru koşmaya başladılar. Yaratıkların görünüşleri korkunçtu. bedenleri simsiyahtı ve üzerlerindeki kıyafetlerde siyah ve koyu gri tonlarındaydı. Ellerinde uzun kılıçlar ve demirden yapılmış yuvarlak şekilli kalkanları vardı. Saçları uzun ve ağızları da büyüktü. Derilerinin çok kalın olduğu onlarca metre öteden bile belli oluyordu. Yaklaşık Otuz kadar yaratık korkunç haykırışlarla üzerlerine doğru koşmaktaydı. O anda Hara ve Sandor da atlarını kıyıya doğru yönettiler aceleyle. Ama atlar derin suyun içinde olduklarından hızlı hareket edemiyorlardı. Diğerleriyse daha nehrin kenarında olduklarından hemen kendilerini düşmanlarının olduğu tarafa doğru yöneltebilmişlerdi.



Erona ilk okunu en yakınındaki yaratığın böğrüne göndermişti bile. Nahorlu yaratık birkaç takla atarak yere devrildi. Diğerleri onu çiğneyerek koşmaya devam ediyorlardı. Bir tanesi elindeki uzun mızrağını Eronaya doğru fırlattı. Genç kız ani bir manevrayla kendisini havada hızla üzerine doğru gelmekte olan mızrağın uzun ve keskin ucundan korumayı bildi ama o esnada da elindeki yayını yere düşürdü.



O esnada Welar, Rufus ve Eldar'da yaratıklara doğru çevirdikleri yaylarından ilk oklarını attılar. Birkaç yaratık daha yere serildi ama diğerleri çok yaklaşmışlardı. Artık ok atmaya zamanları kalmamış olan grup üyeleri kılıçlarını çekerek atlarını yaratıkların üzerine doğru sürdüler. Rohan savaş naralarıyla çarpışma alanını inlettiler. Erona'da kılıcını çekerek atını yaratıkların üzerine doğru sürdü.

Dört Rohan atı adeta bir şimşek hızında yaratık güruhunun içerisine daldı. Birkaç yaratık Rohan atlarının güçlü ayaklarının altında kalarak ezilerek öldüler. Dört süvarinin havaya kaldırmış oldukları uzun ve keskin kılıçları az sonra yaratıkların üzerine doğru korkunç bir hızla indi. Keskin Rohan kılıçları çarptıkları yaratıkların kalın derilerini, zırhlarını, kalkanlarını parçalayarak onları cezalandırdı.



Neredeyse sadece bir dakika içerisinde yaklaşık olarak on tane yaratığın leşi yere serilmişti ama daha geride yirmi taneden fazlası vardı. Ve kalan yaratıklar korkunç haykırışlarla hasımlarının üzerine saldırıyorlardı. O sırada Hara ve Sandor'da kıyıya varmışlardı. İlk iş olarak uzun mızraklarını çekerek dövüş alanına yöneldiler. Hara atını hızla yaratık güruhunun üzerine doğru sürerken, biryandan da şöyle haykırıyordu;



"Dayanın çocuklar!! Korkmayın!! Karanlığın uşakları bizimle başa çıkamaz"



Az sonra Hara ve Sandor'da hızla çarpışma alanına girdiler. Ellerindeki uzun mızrakları en yakınlarındaki yaratıkların çirkin bedenlerine sapladılar. Korkunç böğürtüler çıkaran iki yaratık cansız bir şekilde yere serildi. Kıyasıya bir ölüm-kalım savaşı yaşanıyordu yeşil çimenlerin üzerinde. Yaratıkların gözleri iyice dönmüştü. Önde bulunan yaratıklar kılıçlarıyla çarpışırlarken, daha geride olanlar ok ve mızrak fırlatıyorlardı. Grup üyeleri biryandan kılıç dövüşü yaparken, biryandan da üzerlerine atılan ok ve mızraklara dikkat etmek zorundaydılar. Öyleki Rufus'un uzun kalkanının üzerinde tam dört tane ok saplanmış şekilde duruyordu.

Neyseki yaratıkların kılıçtaki ustalıkları zayıftı ve zırhları da çok kalın değildi. Yavaş yavaş sayıları azalmaya başlamıştı. Çarpışmanın rengi Rohanlılardan yana dönmeye yakınken, birden Hara'nın atı kalçasına saplanan bir yaratık okuyla acı içinde irkildi.



Acı dolu bir çığlıkla inleyen mızraktay ani bir hareketle şaha kalktı. Güçlü Rohan atı arka ayakları üzerinde yükselerek tepinmeye başladı. Atın ön ayakları en yakınındaki bir yaratığa müthiş bir darbe savurup yaratığı havada savurdu. O esnada Hara'da atın üzerinde daha fazla duramayarak yere düştü. Nahorlu bir yaratık hemen Hara'nın üzerine yönelerek korkunç bir savaş nidası eşliğinde elindeki kılıcı Hara'ya doğru savurdu. Şiddetli çarpmanın etkisiyle biranda gözleri kararan Hara son anda düşmanının bu hareketini görerek kılpayı bir farkla da olsa kendisini yana doğru atarak bu hamleden kurtulmayı bildi. Yaratığın kılıcı nemli toprağa saplandı. Babasının başının dertte olduğunu gören Erona hemen elini beline atarak çıkarttığı hançerini yaratığa doğru savurdu. Savururken de şöyle haykırdı genç kız "Geber iğrenç yaratık!!" Hançer havada kısa bir yolculuğun ardından yaratığın çenesinin altından boğazına sapladı. Nahorlu yaratığın kirli koyu renk kanı göhsüne doğru ararken, gırtlağından yükselen acı dolu bir inlemeyle yere devrildi. Kızının bu hayati yardımıyla vakit bulan Hara kendisini toparlama fırsatını bulmuştu. Kılıcını elinde sıkıca kavrayan Hara hemen ayağa kalkarak çarpışmaya kaldığı yerden devam etti.



Welar ve Eldar'da Rohanlı Süvarilere yakışır derecede iyi çarpışıyorlardı. Ellerindeki uzun ve keskin kılıçlar düşmanlarının üzerinde hiç durmadan inip kalkıyor, her bir ölümcül darbeyle birlikte havaya yaratıkların kafaları, kolları savruluyor, pis kanları havaya fışkırıyordu.

Yaklaşık on dakika boyunca devam eden bu korkunç çarpışmanın sonucunda geriye sadece bir tane yaratık kalmıştı. Rohanlılar yaratığın etrafını çevirdiler. Hara şöyle dedi arkadaşlarına;



-Onu canlı istiyorum.. Konuşturabilirsek ne ala..



Welar yere saplı bir şekilde duran bir mızrağı alarak yaratığın eline doğru fırlattı. Mızrak yaratığın eline saplandı. Nahorlu acı bir inlemeyle sarsıldı, o esnada elindeki kılıcı da yere düştü. Rufus ve Eldar'da hemen yaratığın üzerine atılarak onu yakaladılar.

Yaratık acı içinde böğürerek kurtulmaya çalışıyordu, olduğu yerde tepiniyor, inliyor, gırtladığından birtakım böğürtüler yükseliyordu.



Hara yaratığa doğru yöneldi. Onun tam karşısında durarak iri ve çirkin gözlerinin içine baktı. Sonra da emreden bir ses tonuyla şöyle bağırdı;

- Yakaladığınız esirleri nereye götürüyorsunuz? Onları nerede tutuyorsunuz? Konuş!!



Yaratık nefret saçan gözlerle Hara'ya bakıyordu. Gırtlağından birtakım tıslamalar yükseliyordu ama anlaşılır şeyler değildi bunlar.

Hara'nın sabrı taşmak üzereydi. Sol eliyle yaratığın gırtlağını yakalayıp tüm gücüyle sıkarak şöyle bağırdı;



- Konuş pis hayvan!!! Konuş ki sana acıyalım, şu iğrenç hayatını sürdürmene izin verelim..

Bir süre bekledi Hara ama yaratıktan hiçbir tepki gelmiyordu. Sadece olduğu yerde tepiniyor, kurtulmaya çalışıyordu. Sandor şöyle dedi;

- Yararı yok Hara.. Bu vahşi yaratıkları konuşturmak imkansız.. Vaktini boşa harcıyorsun



Hara şöyle karşılık verdi arkadaşına;

- Haklısın Sandor..

Daha sonra Hara elindeki kılıcı havaya kaldırarak yaratığın boynuna doğru savurdu. Yaratığın iri kafası yere düştü, yeşil çimenlerin arasında yuvarlanarak gitti. Çirkin bedeni de yavaşça yere yığıldı. Hara diğerlerinden biraz uzaklaşarak üzgün bakışlarla çarpışma alanına göz gezdirmeye başladı. Yaratıkların cansız bedenleri etrafa saçılmıştı. Kopuk kafalar, kollar ve başka vücut parçaları etrafa dağılmıştı. Yerlerde yaratıklara ait olan kılıçlar, kalkanlar, mızraklar ve diğer savaş araç-gereçleri geniş bir alana yayılmış olarak durmaktaydı. Az sonrada yerde yaralı olarak yatmakta olan atı mızraktayı gördü Hara. Hemen atının yanına doğru koşarak gitti ve dizlerinin üzerine çökerek elleriyle atının yüzünü okşayarak şöyle dedi keder dolu bir sesle;



- Ah Mızraktay.. seni bu zorlu yolculuğa hiç çıkarmamalıydım.. Sen benim oğlum gibiydin.. Seni kaybetmek sanki bir evladı kaybetmek gibi geliyor bana..



Mızraktay efendisinin bu sözleri üzerine kapalı olan gözlerini biraz açarak efendisine doğru baktı. Atın çok acı çektiği gözlerinden ve nefes alış verişinden belli oluyordu. Hara keder dolu gözlerle atına son bir kez daha bakarak ayağa kalktı. Daha sonra da yaratıkların cesetleri arasında dolaşmaya ve onları incelemeye başladı. İlk kez karşılaştığı bu yaratıklar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya çalışıyordu Hara. Ama o esnada arkasındaki hareketsiz yaratık cesetlerinin arasında çirkin ve iri bir yaratık elinin yerdeki bir kılıcı sessizce kavradığından habersizdi. Az sonra bu yaralı Nahor yaratığı yattığı yerden usulca kalkarak Hara'ya doğru hızlıca yöneldi. Tam o anda Sandor olayın farkına vararak şöyle bağırdı;



- Hara!!! arkanda bir yaratık var!!

Hara arkasına doğru dönmeye çalışırken, birden havada ıslık çalarak yol alan bir ok yaratığın kafasına saplanarak onu yere devirdi. Hara bir an şaşkınlıkla harekesiz kaldıktan sonra elindeki kılıcını yaratığın kafasına doğru savurdu ve kellesini gövdesinden ayırdı. Sonrada yaşlı Rohanlı hayatını kurtaran bu oku kimin attığını anlamak için arkadaşlarına doğru baktı. Fakat Hara onlarında şaşkın bir halde oku atan kişiyi görmek için etraflarına baktıklarını gördü. Az sonra Eldar'ın sesi duyuldu. Şöyle diyordu Rohanlı;



- Bakın şurada bize doğru dörtnala gelmekte olan ak bir süvari var.. Sanırım oku atan kişi o. Fakat bu kadar uzaktan ve at üzerinde dörtnala giderken nasıl oldu da o yaratığı kafasından vurmayı başarabildi? O ya çok büyük bir savaşçı yada bir büyücü olmalı.



Hara ve diğerleri Eldar'ın işaret ettikleri yöne doğru baktıklarında gerçekten de yanlarına doğru dörtnala gelmekte olan ak bir süvariyi gördüler. Mesafe uzak olduğu için kim olduğunu göremiyorlardı. Erona babasının yanına gelerek şöyle dedi, gözleri gelmekte olan ak süvariye çevrili olduğu halde;

- Sence o kim baba??

- Bunu az sonra öğreneceğiz kızım ama, umarım o gelmesini umut ettiğim kişidir...

"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Hikayeler Hakkında
· Yayınlayan Editör: iarwain-ben-addar-
· Ana Sayfa


Hikayeler Hakkında en çok okunan :
Gölgelerin İçinden


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Hikayeler: ERONA... ROHAN'IN SAVAŞÇI KIZI (BÖLÜM 9)" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 4 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: ERONA... ROHAN'IN SAVAŞÇI KIZI (BÖLÜM 9) (Puan: 1)
Gönderen Welar Tarih: Mart 22, 2004 - 16:49:43
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Değerli Onerongharn 6. bölüme yapmış olduğun yorumu daha yeni okuyabildim, o da bir arkadaşımın belirtmesiyle, çünkü yorumunu o zaman görememişim. Mail adresini bilmediğim için buraya yazıyorum. Umarım bu yazıyı okursun.
Sandor'un oğlu Eldar konusunda haklı olduğunu belirtmek istiyorum. Eldar iyi bir isim olarak durmadı hikayede. O konuda hatalı olduğumu kabul ediyorum. Daha dikkatli olmalıydım. O dönemde kafamda isim olarak birkaç kelime vardı ve içlerinden Eldar'ı seçtim. (malesef kötü bir seçim oldu)
Sandor'un macereya katılması konusunda seninle aynı fikirde değilim. Sandor orada arkadaşı için sonu belirsiz bir yolculuğa çıkıyor. Hem bu yolculuk için çok sevdiği karısını, çocuklarını ve sahibi olduğu Hanı geride bırakıyor. Yani arkadaşı için sevdiklerinden feragat ediyor. Zaten o anda Komutan Errin'den olumsuz yanıt alarak hayal kırıklığına uğramış olan Hara, arkadaşının bu desteğiyle tekrar umutlanıyor. Yani orada bir başkası olsa umursamayabilirdi, "Bana ne" diyebilirdi. Fakat Sandor eski arkadaşı için yollara düşüyor, o andaki rahat hayatını bırakarak -üstelik kış mevsiminde- at sırtında yollara düşüyor.
Yani Hara'nın Sandora kızması sözkonusu olmadığı gibi, içten teşekkür etmesi gerekir diye düşünüyorum.
Ayrıca son final cümlelerinde Welar, o anda morali bozuk olan Erona'yı biraz neşelendirebilmek için "Macera başlıyor" diyor. Yoksa umursamazlık içinde olduklarından değil. Tabi olayın bu kısmını tam olarak belirtememişim, böyle bir anlam çıkartman doğal, ayrıca orada Welar ve Erona'nın "Macera başlıyor" diyerek kastettikleri şey aslında yakınlarını arama olayının artık tam anlamıyla başlamış olmasıdır.
Bir de "Bu değersiz yoldaşının yorumlarına katlandığın için müteşekkirim" şeklinde bir cümle kurmuşsun. Ne demek değersiz?? Sen benim en değerli "yoldaşlarımdan" birisin. Yeni yorumlarını bekliyorum. Kendine iyi bak.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: ERONA... ROHAN'IN SAVAŞÇI KIZI (BÖLÜM 9) (Puan: 1)
Gönderen elollyra Tarih: Mart 26, 2004 - 19:51:12
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
gerçekten iyi gidiyor welar.daha öncekilere mesaj atmadım diye okumadığımı zannetme sakın.sıkı takipteyim:) devamını bekliyorum


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: ERONA... ROHAN'IN SAVAŞÇI KIZI (BÖLÜM 9) (Puan: 1)
Gönderen enantoiel (enantoiel@yahoo.com) Tarih: Mart 30, 2004 - 19:18:12
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Ehem...her zamanki gibi yorum yapmaya pek bi geç kaldım :) Tamam kabul tembelim,itiraz etmiyorum :P Hikayen gayet hoş ve güzel devam ediyor. 10. bölümü yollaman da yakındır zaten diye tahmin ediyorum. dayanamayıp sorucam (sanki ne soracağımı bilmiyormuşsun gibi :P ) 6 kişi 30 Nahor yaratığını nasıl devirdi? Hani hikayenin 3. bölümünde olmalı çok güçlüler diyordun ya o bakımdan ;P buyrunuz cevabını bekliyorum :D (hoş, buna ne cevap vereceğini de kestiriyorum ya :P )

Bu bölüm diğer bölümlerden kısa ve anladığım kadarıyla hikayen ortalama şu andaki uzunlukta devam edecek.

Devam.... ;)
Enantoiel


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]


Re: ERONA... ROHAN'IN SAVAŞÇI KIZI (BÖLÜM 9) (Puan: 1)
Gönderen Welar Tarih: Mart 30, 2004 - 21:54:47
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
10. bölümü bugün postaladım. Herhalde haftaya yayınlanır.

6 tane seçme Rohanlı süvari eğer 30 tane yaratığın hakkından gelemiyorlarsa, gidip kendilerini Anduin Nehrine atsınlar.. :P

aslında ben orada 100 tane yaratık diyecektim ya neyse... sen bu kadarına şükret yani..


10. bölüm bundan da kısa oldu ama bir sonraki 11. bölüm daha uzun oldu. Bunu da belirteyim dedim..
(zaten sana göndermiştim biliyorsun)


]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012