Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 50 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Mart 21, 2013 - 08:08:57
· Kızıl Yolculuk (1)

Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)


Eski Yazılar

LOTR: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI
Yayınlanma tarihi Şubat 24, 2003 - 12:36:29 Gönderen ringmaster

Editörün Seçimi / Özel Yazılar axana göndermiş " Yıldız bakışlarıyla aydınlanan ıpıssız bir geceydi. Rüzgar, sönmeye yüz tutmuş ateşin ince dumanlarını savuruyor, belirsiz bir ışıkla parlayan gözlerini göğe çevirmiş elfin koyu saçlarını okşuyordu. Yaprakların rüzgarda çıkardığı hışırtı ve bir iki saat önce yenmiş yemeğin kalıntıları yanına kıvrılmış kalıplı bir cücenin horultuları dışında hiç ses yoktu. Orman uykudaydı.
Ay ışığında parıldayan kalın zırhlar içinde ürpertici bir surete bürünmüşse de yüzünde uyumanın verdiği masum ifadeyle sevimli görünüyordu cüce. Gri pelerinini yastık yapmış, bacaklarını hafifçe karnına doğru çekmişti. Yanında tehditkar bir biçimde ışıldayan baltası duruyordu. Rüyasında bir şeylerle uğraşıyor gibiydi; arada homurdanıyor, belki de kendi ırkı dışında kimsenin anlayamayacağı birtakım sözcükler yuvarlıyordu ağzında. Aynı şekilde pelerinini başının altına koyup ellerini başında birleştirmiş ve rahatça sırtüstü uzanmış olan elf ise gözlerini yavaşça gökyüzünde dolaştırıyor, rüzgarın şarkısını ve ormanın huzurlu sessizliğini bozan bu homurtuları dinliyordu.

Sanki bir flütün yumuşak sesiyle eşlik ettiği bir kontrbastan kah tizleşip kah kalınlaşarak alakasız bir kompozisyon oluşturan notalar dökülüyordu, derken rüzgar bu notaları alıp uzaklara savuruyordu.
Ani bir refleksle yerinden doğruldu elf, keskin kulakları bir şeylerin yaklaşmakta olduğunu söylüyordu ona. “Tehlikeli bir şey değil bu” diye düşündü, gözlerini kısarak görüşünü bozan kalın ağaç gövdelerinin arkasında ne olduğunu anlamaya çalışırken. “Ama ne?”. Bir hareketlilik seziyordu uzaklarda. Bir süre sadece dinledi, bu duyduklarının yaklaşmakta olan bir topluluğun ayak sesleri olduğunu anladı çok geçmeden. “Orklar toprağa böyle basmazlar, bu kadar hafif yürüyenler ancak benim ırkıma mensup olabilir” dedi kendi kendine. Ayağa kalktı ve ağır uykusunda hala horlamaya devam eden cüceyi dürttü hafifçe.
“Horr,hmm, ha? Neler oluyor?” diyerek yerinden zıpladı cüce. Elfin merakla ormanın içini gözlediğini görerek doğruldu.
“Birileri yaklaşıyor Gimli, büyük ihtimalle elfler” dedi elf, biraz da olsa endişeli olduğu gözlerinden okunuyordu. “Tabii bizim Peregrin ardında koca bir hobbit ordusuyla Shire’dan buralara gelmek zahmetinde bulunmadıysa.” diye ekledi gülerek. Cüce merakla ve biraz da rahatsız olarak baktı elfin zarif yüzüne. “Halkınızın buralarda dolaşmayacağını söylemiştin ama” dedi, Legolas’la olan dostluğu, onun elflere karşı duyduğu çekingenliği engelleyemiyordu, bu onun doğasında vardı. Ne olur ne olmaz diye baltasına uzanırken zırhlarının tangırtısı yüzünden kendine kızıp sessiz olmadaki becerisi için kendini tebrik etti homurdanarak. Elf içini çekti, yüzünde bir tebessümle. Sesler iyice yakından gelmeye başlamıştı, ama hiçbir konuşma duyulmuyordu, sadece ayak sesleri...
Çok geçmeden ayak seslerinin hızla ilerlemekte olan gümüş ve siyahlar içinde bir elf ordusuna ait olduğunu gördüler. Onlara yaklaşık elli metre uzaktan geçiyor olmalarına rağmen iki arkadaşı görmemiş gibiydiler. Legolas tam bu elflerin çok tanıdık geldiklerini düşünüyordu ki cücenin nidası sessizliği delip geçti. Elf komutan sesi duyarak döndü, az sonra bir el hareketiyle ordusuna durmalarını emretmiş, iki yolcuya yönelmişti. Yanında tarif edilemeyecek bir soyluluk ve güzellikte olan bir elf hanımıyla birlikte yanlarına geldi, uzun boylu, bir kral olduğu kolaylıkla anlaşılabilecek soylu ve mağrur komutan.
“Sizlerle yeniden karşılaşmak güzel, Gloin oğlu Gimli, ve tabii sizinle de Thranduil oğlu. Çoktan ülkelerinize döndünüz sanıyordum” dedi gülümseyerek. İki arkadaş öyle şaşırmışlardı ki bir süre ikisi de söyleyecek bir şeyler bulamadı.
“Yüce Aule adına!” diye bağırdı Gimli, bir yandan da dağılmış sakallarını çekiştirerek düzeltmeye çalışıyordu. “Ak hanım Galadriel! Efendi Celeborn!” Sanki büyük bir özlem duyuyormuşçasına baktı elf kraliçesine, o ise gülümsemekle yetindi, yalnız gülümsemesi bile duyduğu memnuniyeti anlatmaya yetmişti. Sanki görmeyeli daha yaşlanmış gibi geldi cüceye, yüzü daha solgundu, mavi gözleri yorgun yorgun bakıyordu, ama güzelliğinden ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmemişti. Etrafa ışık saçıyormuş gibi görünen parlak beyaz bir giysi içindeydi, uzun altın renginde saçları her zamanki parlaklığında, bir nehir gibi dökülüyordu omuzlarına.
Elfinse endişesi daha da artmış gibiydi. “Ulu Galadhrim hükümdarlarını ordularıyla buraya, benim ülkeme kadar getiren ne olabilir acaba?” diye düşündü. Yolculukları sırasında sık sık uzaklardan garip sesler duyar, bazen de gökyüzünde yükselen dumanlar görür olmuşlardı. Çevrede ise hiçbir canlı belirtisi görmemişlerdi ve yolculuğu sırasında duyduklarından dolayı da huzursuzdu. Ülkesine dönmeye karar vermeden önce Kuyutorman’da çıkan savaş ve Ormanelflerinin ork ordusunu püskürttüğü hakkında söylentiler duymuştu ama savaşın devam ettiği hakkında hiçbir haber almamıştı, buna rağmen kuşkuluydu ve şimdi de Lothlorien ordusu burdaydı işte. Komutanın önünde hafifçe eğilerek saygısını belirttikten sonra “Neden burda olduğunuzu sormamın bir mahsuru yoktur umarım” diye sordu, endişesini saklamadan. “Gerçi bir savaştan dönmekte ya da bir savaşa gitmekte olduğunuzu görebiliyorum. Yoksa bunun ülkemle ve yakın zamanda olmuş olan savaşla bir ilgisi olduğunu düşünmekte haklı mıyım?”
“Tahmininde yanılmıyorsun Legolas” dedi komutan; gözlerinde bir hüznün belirtisi kendini gösterip kayboldu. “Dol Guldur’u, kuzeyin Yeşilormanından kötülüğün son izlerini silmek adına yok ettik ve zorlu bir savaşta olan orman elflerine yardım etmek için yolumuza devam ediyoruz.” Elfin gözlerine dikkatlice baktı. “Sanırım sen bunu bilmiyordun.”
“Savaşın sürdüğüne dair kuşkularım vardı ama bunu doğrulayan hiçbir haber alamamıştım, demek doğruymuş” dedi Legolas, hüzünlü gözlerle. “Öyleyse izin verirseniz biz de size katılalım, ne de olsa yolumuz aynı” dedi, Gimli’ye sorarcasına bir bakış atarak.
“Düşünmen bile hata” dedi cüce hırçın hırçın, “Bir cüce zor anlarında dostlarını asla yalnız bırakmaz!” Galadhrim hükümdarlarıyla orduların yanına dönerken Legolas da cücenin kulağına eğildi.
“Biliyorum dostum” diye fısıldadı gülümseyerek, “Şüphen olmasın ki ben de bırakmam.”
****
Şafağın sökmesine yaklaşık bir saat kalmış, güneş ufukta bulutları kızıla boyamaya başlamıştı. İki arkadaş elf ordusunun ön saflarında yürümekteydi. Legolas yüzük kardeşliğiyle yaptığı yolculuk sırasında tanıştığı Galadhrim komutanlarından Haldir ile Lorien’e yapılan saldırıları konuşuyor, yanında Gimli elflerin her iki adımında üç adım atmak zorunda kaldığı için onlara ayak uydurmaya çalışarak ilerliyordu. Legolas ulu mallornların tahrip oluşunu gözünde canlandırırken yüreği burkuldu. Aynı şey kendi ülkesinin güzel ağaçlarının da başına gelmiş olabilirdi. “Şu pırıltılı mağaralarda gereğinden fazla oyalandık. Ülkeme daha erken varabilseydim belki çok yardımım dokunabilirdi.” diye düşündü yüksek sesle.
“Pöh!” diye homurdandı cüce. “Geç kalmamızın o muhteşem mağaralara ziyaretimizle ilgisi yok. Hem zaten sen bütün salonları doğru dürüst göremeden çıkarttın bizi oradan. Belki de Fangorn’un o kadim ve tüyler ürpertici huornlarıyla sohbet edeceğim derken ne kadar vakit kaybettiğimizi fark etmemişsindir!”
“Böyle tartışmanız bir yarar sağlamaz. Neticeye varamayacağınız kesin çünkü!” diye güldü Haldir. “Lakin Legolas, kendini suçlama bu konuda. Baban uzun süredir orkları yurdunuzdan uzak tutmayı başardı, Karanlıklar Efendisinin düşüşünden beri.” Sesinde hatırlanmak istenmeyen acıların burukluğu seziliyordu.
“Haklısın galiba” dedi Legolas içini çekerek. “Yine de babama bir haber dahi yollayamadığım için kendimi suçlu hissediyorum.” Dikkatle dinleyerek durdu. Uzaklardan çarpışma sesleri geliyordu sanki. Haldir doğrularcasına fısıldadı “Evet, savaş sesleri. Alana iyice yaklaşmış olmalıyız. Ama bu taraftan saldırmadıkları kesin, etrafta hiç iz yok.” Gözleri yumuşak çimler üzerinde dolaştı.
Artık savaşın olduğu açıklığa varmak üzereydiler, ağaçlar seyrelmiş, güneş ilk ışıklarıyla içlerini ısıtmaya başlamıştı. Kaçmaya çalışırken elf oklarına hedef olmuş birkaç ork cesedine rastladılar. Cüce savaş baltasını belinden çekti, yanında Legolas’ın da elinde yayıyla hazır olduğunu gördü. “Yeni bir öykü mü başlıyor dersin?” dedi gülerek. Legolas tereddütsüz, gözleri parlayarak cevap verdi.
“Neden olmasın? Bakarsın ilkinin karşılığını alıverirsin.” Muzip muzip baktı cüceye. “Hatırlatırım Gimli, burası benim topraklarım. Oldukça iddialı bir istekte bulundun.”
“Hıh, göreceğiz.” diye burun kıvırdı cüce, baltasının sapını sıkı sıkı kavrayarak. Gözleri eski anıları görür gibi uzaklara daldı. Miğfer Dibi gelmişti aklına, sonra Rohan’ın yemyeşil düzlükleri... Aragorn ve Legolas’la yaptıkları uzun yorucu takibi hatırlayarak yüzünü buruşturdu. Aklına arkadaşlarının; Aragorn’un, Gandalf’ın, yitip giden Boromir’in ve minik hobbitlerin yüzleri geldi sonra. İçinin büyük bir acıyla sızladığını hissetti. Onları bu kadar özleyeceğini hiç tahmin etmemişti...
Celeborn’un işaretini fark ederek düşüncelerinden sıyrıldı. Büyük bir hızla ileri atıldılar. Gimli, ileride kendisine doğru koşan iri yapılı orku görerek baltasını kaldırdı. Güneşin kızıl ışıklarıyla soğuk çeliğinde parladığı balta düşmanın boynuna inerken cücelerin savaş çığlığı bir kez daha kuzeyin Yeşilorman’ında yankılandı: Baruk khazad! Khazad ai menû!
Yüce Galadhrim Beyi ile Ormanelflerinin orduları orkların üzerine bir çığ gibi aktı. Yeni gelen bu güçlü ordudan dehşete düşmüş ve iki yandan saldırıya uğradıklarından dayanamayacaklarını anlayan ork ordusu panik içinde dağılarak kimisi ormanın derinliklerine, kimisi geldikleri tepelere doğru kaçmaya başladı. Çok azı elflerin oklarından kurtulabildi ve bir daha da yeniden toplanıp saldırmaya cesaret edemediler. İki elf ordusu sevinçle birbirine karıştı. Ormanelfleri bir yandan şaşkınlık içinde yardımlarına gelen orduyu karşılarken hükümdarlar da yeni yılın ilk günündeki bu zaferleri için birbirlerini kutladılar.
Bu coşkulu kalabalık içinde Legolas tanıdık birilerini görme umuduyla etrafına bakınırken arkasından gelen sesle irkildi. “Yurdunuza yeniden hoşgeldiniz prensim!” Döndüğünde saçlarından bir tutam ülkesi usulünce arkasında örülmüş, zırhları ve giysilerinden ormanelflerinin komutanlarından biri olduğu anlaşılan, parlak kahverengi gözlerini kendisine dikmiş bir elf görerek çığlık attı. Bu, çocukluğundan beri en yakın arkadaşı olan Silinde’ydi. İki eski dost kendileri için çok kısa bir sürede dünyayı değiştirmiş olan mevsimlerin etkisini hissedercesine sarılıp özlem giderdiler.
“Elbereth’e şükürler olsun!” dedi kendi dillerinde Silinde gözlerini minnetle yukarı kaldırırken. “ Efendi Elrond’un Divanı’nda ayrıldığımızdan beri üstlendiğin görev nedeniyle endişelerimiz daha da arttı. Ama asıl en çok üzülen babandı. Burada olduğundan haberi var mı?”
“Hayır, onu henüz göremedim” diye cevapladı Legolas. “Nerede olduğunu biliyor musun? Ayrılalı çok olmadı buradan, lakin yine de zorluklar altında geçen her gün ben de ülkemdeki savaşın endişesiyle yaşadım. Onu görmeyeli uzun yıllar geçmiş gibi geliyor şimdi.”
“Aynı endişeyi biz de paylaştık senin için. Kral sanırım ileride Galadhrim beyi ile konuşuyor. Sonra görüşürüz.” Başıyla selam vererek aceleyle savaş alanına yönelirken, Legolas da Gimli’yi ve babasını bulmak için ayrıldı.
***
Şölen ormanelflerinin sarayının en büyük salonunda hazırlanmıştı. Salon, tıpkı sarayın dışı gibi doğayla iç içe bir görünüme sahipti. Ustalıkla dikilmiş sütunlara yaprak ve ağaç biçimli kabartmalar oyulmuştu. Salonun bir köşesinde iki küçük ağacın dallarını birleştirmesiyle oluşmuş gibi görünen şöminede odunlarla birlikte yanan kokulu otların ferahlatıcı rayihası tüm salonu dolduruyordu. Dört bir yandaki tablolarda ise zümrüt yeşili yapraklar arasından süzülen altın güneş ışığının aydınlattığı, tüm canlıların; elfler, cüceler, Kocaoğlanlar ve binbir çeşit hayvanın huzur ve barış içinde yaşadığı Yeşilorman, doğanın bütün güzelliklerini yansıtan mutlu bir yuva tasvir edilmişti, korku ve dehşetin kol gezdiği, kötü yaratıkların meskeni Kuyutorman değil.
Salonun tam ortasında hükümdarlar ve komutanların oturduğu büyük bir masa vardı. Çevresine sarmaşık desenleri işlenmiş altın yemek takımları özenle dizilmiş ve binbir çeşit yemekle doldurulmuş, yapraklarla sarmalanmış gibi duran kristal kadehlere bal rengi saydam elf şarabı konmuştu. Pastel renkli elbiselere bürünmüş elf kızları hizmet etmek için dolanırken etekleri upuzun saçlarıyla peşleri sıra dalgalanmaktaydı.
U şeklindeki büyük masanın tam ortasına görkemli bir taht üzerinde Thranduil oturmuş, bir yanına hükümdar Celeborn’u, diğer yanına Galadriel hanımı almıştı. Masanın bir tarafında ordu komutanları, diğer yanında ise kendi ülkelerindeki savaşları da zaferle sonuçlandırmayı başarmış, Vadi Savaşı’nın kahramanları kral Brand ile savaşta öldürülen Dain’in yerine geçen cüce hükümdar, Kocaoğlanların lideri ile diğer konuklar yer almışlardı. Legolas da yanında Gimli ve Haldir ile efendi Celeborn’un yanına oturmuştu. Cüce, yanında çok eski ve büyük bir kitapla –ki bu masada bulunan en ilginç şeydi- bir yandan kendisine ne kadar özlediği tahmin edilip özel olarak getirtilmiş birasını höpürdetiyor, bir yandan da arkadaşına laf yetiştiriyordu. Arada babasıyla göz göze gelen ve hala aklı ilk karşılaşmalarında olan Legolas ise cüceyi yüzünde hafif bir tebessüm, sabırla dinliyordu. Onu görmeyi hiç ummamışa benziyordu babası, hatta Legolas büyük şaşkınlık ve sevinci arasında kırgın bir bakış yakaladığını düşünmüştü. Ama babasının içtenliği ve özlem dolu konuşmaları ile hemen bu düşüncesinden vazgeçmişti, belli ki hala suçluluk duygusunu üzerinden atamamıştı. Babası yokluğunda yaşadıkları zorlukları, Celeborn ordusuyla çıkagelmeden önceki çaresizliklerini, önceki saldırılarda ülkesini nasıl savunduklarını anlatmıştı uzun uzun. Legolas’ın öyküsünü dinleyince de oğluyla gurur duymuştu, onca elf beyinin arasından böyle bir göreve seçilip umudun yok denecek kadar az olduğu bir zamanda sorumluluğunu yerine getirebildiği için. Bir ara gelen kötü haberlerden dolayı kendisinden umudu kestiklerini öğrenmişti Legolas, çünkü ona Elrond’un Divanı’na kadar eşlik eden Silinde onun özel bir görevle güneye gönderildiğini söyleyebilmişti ancak. Ama Thranduil’in bunun Karanlıklar Efendisi ile yapılan savaşla ilgili olduğunu anlaması zor değildi.
Bunları düşünürken dikkatini cücenin söylediklerine vermeye çalıştı. “Beni bu sefer altetmiş olabilirsin ama” dedi cüce bir yandan koluyla ağzını silerken. “Eğer benim bulunduğum yerde bu kadar çok elf olmayıp da payımı bana bıraksalardı,” parmağını Haldir’e doğru salladı, “ galibiyetim kesindi. Zaten senin de söylediğin gibi ben de dağlarda senden daha iyi dövüşürüm kuşkusuz.”
“Bunu sana hatırlatmıştım ama. Yine de 34 hiç de kötü bir sayı sayılmaz Gimli, gerçi bu sefer etrafı daha iyi görüyordun” diye gülerek cevap verdi Legolas. “Lakin ne önemli var, ülkem o pis vicdansız ork ayaklarının eziyetinden kurtulduktan sonra?”
“Hele bir geri gelsinler bakalım!” dedi cüce haşin haşin, bir yandan da hayali baltasını görünmez düşmanının boynuna sallıyordu. “Dain’in intikamını da çok geçmeden almış olurum.” Hüzün ve kızgınlıkla karışık bir yüz ifadesiyle birasını yudumlarken önünde neredeyse parçalanmakta olan kitabın eski deri cildini okşadı. “Mazarbul kitabı!” dedi.”Bunu bulduğumuz zamanı hatırlıyor musun Legolas?” Hafifçe titredi, Haldir’e döndü. “Kendi ırkımın yarattığı kadim Cücegazuv’un karanlığından, Khazad-dûm’un dar geçitlerinden ve gölge ile alevin dehşetinden geçerken almıştı Gandalf onu. Sonra da Balin’in ölümünün ve Moria’daki yıkımın bir belgesi olsun diye bunu saklayıp eğer mümkün olursa Dain’e vermemi istemişti. Şimdi bu kara haberlerden sonra bunu yurduma götürüp incelenmesini sağlamak yine bana düştü.” Yeisle içini çekerken gözlerinde tuhaf bir ışıltı, yüzünde buruk bir tebessümle gözlerini kadim salonda gezdirdi.
“Bana garip gelen ne biliyor musun Legolas? Babam Gloin geçmişte yaşananlardan dolayı halkınız ve size ait olan her şeyden büyük bir kızgınlıkla söz ederdi; ama ben burada sadece barış ve huzur görüyorum, bir de tüm iyi canlılara duyulan sevgiyi. Zorluklar altında başlayan dostluğumuz bizi nerelere getirdi... Beni üzen tek şey, ayrılık zamanının yaklaşıyor olması şimdi.”
“Eğer dert ettiğin buysa gönlün rahat olsun Gimli. Küçük ayrılıklar, büyük dostlukları kuvvetlendirir, tıpkı rüzgarın büyük bir alevi güçlendirmesi gibi. Bizim dostluğumuz bir mum alevi kadar olsaydı şimdi, çoktan sönmüş gitmişti güçlü rüzgarlarda. Ve eğer seni rahatlatacaksa söyleyeyim, her nasılsa bunun son görüşmemiz olmayacağını biliyorum. Kader yollarımızı yine kesiştirecektir.”
...Şölen gecenin ileri saatlerine kadar neşe içinde sürdü, iki dost bir daha ayrılık düşüncesinin kalplerini yormasına izin vermediler. Şölenin sonuna doğru Celeborn ve Thranduil ayağa kalkarak yeni toprakların paylaşılacağını duyurdular. Thranduil tüm kuzeyi topraklarına katarken, Dol Guldur’un kalıntılarını da içine alan güney toprakları Doğu Lorien olarak Galadhrim’e verildi, kalan topraklar ise Kocaoğlanlar ile cüceler arasında paylaştırıldı. Gecenin sonunda herkes huzur içinde odasına çekildiğinde elfler ve cücelerin hünerli ellerinden çıkmış koca saray büyük bir sessizliğe bürünmüştü. Bir pencerenin gıcırtısı ve uzaklarda öten bir baykuş sesi dışında bu sükuneti bozan olmadı. Doğa uzun bir süre sonra gönül rahatlığıyla uykuya dalmıştı...
Şöleni izleyen birkaç gün içinde konuklar da yurtlarına dönmeye başladılar. Çok geçmeden cüceler de elflere daha fazla rahatsızlık vermek istemediklerini belirterek yola koyulmaya hazırlandılar. Gimli de eşyalarını toplamış, şölenden beri kendini Legolas’a veda etmeye hazırlamaya çalışmaktaydı. Ayrılık zamanı gelip çattığında iki dost gözlerinin içine baktılar. Gimli mesajı almış, içi rahatlamıştı. Dostunun asla kendisini yüzüstü bırakmayacağını biliyordu, yakın bir zamanda biraraya geleceklerini de. Yavaşça birbirlerine yaklaşarak sıkı sıkı sarıldılar. Tek bir söz, duygularını ifade etmelerine yetmişti: Hoşça kal dostum, kader yollarımızı yeniden birleştirene dek!
***


* Bu yazı esasen Sauron’un Sonu ve Dol Guldur’un Çöküşü yazılarının devamı niteliğini
taşıyor. Önümüzdeki aylarda da Celeborn ve Galadriel’in batıya gidişleriyle bu seriye bir son
vereceğim artık... Hepimizin Sam ve Frodo’dan sonra dostluklarından bir şeyler çıkardığımızı tahmin ettiğim Legolas ve Gimli’nin dönüşlerini anlatmak da bana düştü. Umarım beğenmişsinizdir, ne kadar sevgili Gimli_lotr ve Berilac’ın yazıları karşısında bunu çok kuru bulsam da!
Yazarken bu öykünün de değerli kütüphanemizin(!) güzel öykülerinden biri olarak kalmasını
ümit ettim. Kingfingolfin’e bir nevi esin kaynağım olduğu (ya da kabaca gaza getiren
kişilik;)) için ve sevgili silvester ile taniquetile destekleri için çok teşekkür ederim.

Dostluk, Barış ve Sevgiyle Kalmak Ümidiyle...
Ve...benim de bu yolda yürümeye cesaretim var!*


“Aragorn ve diğerleri anısına... 1 Mart yaklaşırken...”






















"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Editörün Seçimi / Özel Yazılar Hakkında
· Yayınlayan Editör: ringmaster
· Ana Sayfa


Editörün Seçimi / Özel Yazılar Hakkında en çok okunan :
Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"LOTR: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 19 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Tebrikler... (Puan: 1)
Gönderen Cirdan_ Tarih: Şubat 24, 2003 - 23:06:40
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Bu yazıya yorumum için nasıl bir başlangıç yapmalıyım diye uzun süre kendimle tartıştım.Ama karar veremedim.Beni bir yazı nasıl ve neden bu kadar etkiler.Çünkü sonunda Teleri olan herşey beni mutlu ettiği için belkide bu yazı beni bukadar etkiledi.Yada yazan kişinin Legolası anlatırken Tolkien'e paralel bir anlatım dili olduğundandır.Yada bize sadece görsellik sunan filmde sevgili elfimiz Haldirin gerçekte ölmediğini belirttiği içinmi acaba?Yoksa Celeborn ile Thranduil'in dostluklarını anlatığındanmı?
Bence hepsi axana hepsi,bu yazı ömrüm boyunca arşivimde ilklerde kalacak,kitabelere taşıyacağız bu arşivleri,bilgisayar ortamında saklı kalmayacak sadece.Nasıl böyle ince ola bilirsin,belkide yazı direk benim düşüncelerime hitap ettiği için bana çok ince geliyodur ama herkes böyle düşünmeli çünkü yüzüklerin efendisini okuyan herkes sonraları ve yazılmayanları düşünmek zorundadır.Benim hayal edipde bir türlü yazıya ve dile getiremediğim HER İNCE OLAYI VE DUYGUYU bize yazı biçiminde sunan axana ya çok teşekkür ediyorum...

Hele "İki elf ordusu sevinçle birbirine karıştı" cümlesi beni mutlu etti,bilmem başkası için pek bişey ifade etmeye bilir hatta tuhaf gele bilir ama işte böyle,
Ayrıca Haldir'i bu savaşta bulundurman adeta bazılarına mesaj niteliğinde olmuş.Bunun içinde ayrıca tebrikler...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen anaglareb (anaglareb@yahoo.com) Tarih: Şubat 24, 2003 - 23:54:49
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) http://www.kayipdunya.com
ben daha mütevazı bir yazı bekliyordum ama gerçekten muhteşem... bu arada bu yazıların altında önce o garip kaburga arkadaşın yazdığı yazının sonra da benim kısacık kısacık çevirilerim olunca değeri daha da anlaşılıyor (belki de kaburga arkadaşımla aynı kefeye koymamalıydım kendimi) ama sonuçta senin yazın ve silvester'ın yazısı geçen haftakilere ek olarak sitenin güzelleşmesini sağladı. teşekkür ederim herkes adına...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

kestane gürgen palamut! (Puan: 1)
Gönderen Taniquetil (taniquetil@mynet.com) Tarih: Şubat 25, 2003 - 10:43:03
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
bir axana klasiği daha işte......
böyle bir dostum olduğu için kendimle ne kadar övünsem azdır.....
üslubun, tasvirlerin o kadar akıcı ki.....
belli bir cümle seçip onu beğendiğimi söyleyemeyeceğim, her biri farklı, her biri harika
ve senin geniş hayal gücün
bu yazı bağırmıyor dostum ya, sakin ve hoş -kim ne derse desin-
bu arada ben sana demiştim kestane gürgen palamut ossun diye ama yapmadın, çok daha çekici bir başlık olacaktı ya!!!!!

*benim de o yolda yürümeye cesaretim var*
pandora'nın kutusunda bir tek umudun kaldığı söylenir....
yolun sonuna dek birlikte olmak dileğiyle



[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen silvester Tarih: Şubat 25, 2003 - 23:28:11
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Dostum,
Yazın ilk yayınlandığı gün yorum yapmak istemiştim ama bnm bilgisayar yine beni delirtme noktasına geldiği için ancak bugün kısmet oldu:)))
Haklısın,korkucak bişi yokmuş:)) Ama sana tekrar yardımların ve desteğin için teşekkür etmek istiyorum,kaprislerimi çektiğin,fikir verdiğin için için..Başlığına gelince, hiç kafana takma, çok kafa patlattık ama güsel olmuş walla, ama aklın hala ben bi garip keloğlanımda kaldıysa bi dahaki yazına kesin onu koyarız:))
Şaka bi yana gerçekten tekrar tebrikler,ztn Gimli'yi ne kadar sevdiğimi söledim, sen de onunla ilgili bu kadar güsel bi yazı yazınca, ''süperr!!'' demekten kendimi alamıyorum:)))
Sevgiyle Kal..



[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Corombat Tarih: Şubat 26, 2003 - 12:55:08
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Daha önce yorum yazmak isterdim, ama şartlar uyuşmadı bir türlü:)

axana, gene yapacağını yapmışsın. Yazarken olayların içine girip kendini kaptırdığın belli oluyor. Seriyi bitireceğim demişsin, bitir bitir de yeni bir seri beklemekten de mahrum bırakma bizi:)


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Gondorian_Flame Tarih: Şubat 26, 2003 - 12:59:30
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Ne denebilir ki sevgili Axana olayları ve tasvirleri en ince ayrıntılarına kadar aktarmadaki ve hikayeleme akıcılığındaki ustalığını bir kez daha sergiliyorsun. Mazarbul kitabından, Thranduil'in sarayının içindeki tasvirlere, Boromir'den Haldir'e hepsi harika ayrıntılar. Anlatımından savaştaki heyecan ve zaferdeki çoşku, rüzgarın hafif serinliği bir elfin zarafeti, cücenin hirçinliği, anılardaki hüzün hepsi hissedilebiliyor. Ve en önemlisi tam olarak esas hikayenin devamı niteliğinde; hiç bir kopukluk, anlatım açısından eksiklik yaratan ve rahatsızlık veren hiçbir şey yok.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Aldueren (aldueren@yahoo.co.uk) Tarih: Şubat 26, 2003 - 13:23:24
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Sevgili Axana,

Yazın gerçekten çok güzel. Hayranlığımdan söyleyecek başka birşey bulamıyorum ve sen ve senin gibi bu güzel yazıları yazmak için vakit bulan arkadaşları kutluyorum ve gıptayla bakıyorum.
Çok güzel yazılar yazıyorsun ama sana bir abla tavsiyem var. Yaşını bilmiyorum ama insanlara daha hoş görülü bakarsan göreceksin ki o eleştirdiğin insanlarda da nice kıymetler vardır.
Dana önceki tartışmalarımız yüzünden bazı arkadaşlar siteye girmeye, aramıza katılmaya korkar oldular. Bir tanesi "dışlandım mı" diye bir yazı yazmış. Yeni gelenleri bizlerin yönlendirmesi lazım.

Senin gibi güzel yazı yazanlara gıpta ile bakıyorum çünkü yoğun iş tempom ve evlilik hayatım yüzünden başlayıp da bir türlü bitiremediğim hikayelerimi hatırlıyorum ve hüzün duyuyorum.

İnşallah sizlere kısa süre içinde "Alduéren" in hikayesini göndereceğim. Çok uzun bir hikaye bu. Ana hatlarıyla yıllar önce kesinleştirdiğim, kafamda canlandırdığım ama malesef sadece bir kısmını yazıya dökebildiğim bir hikaye bu.

Kısım kısım yayınlamayı düşüyorum. Giriş kısmı hazır ama devamı üzerinde çalışmaya pek vaktim olmadı. Sizlerin de görüşlerini alacağım tabiki.

Bana şu nasıl vakit bulduğunuz konusunda yardımcı olursanız sevinirim :)

Herkesi öpüyorum, sevgi dolu yüreklerimizin daima birarada olması dileğimle

Alduéren


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]


Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen axana (luthien_tinuviel@mynet.com) Tarih: Şubat 26, 2003 - 15:08:54
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Çok sevgili Aldueren,
Güzel yorumun ve takdirin için tesekkür ederim. Çogu kez abla tavsiyelerine ihtiyacim olabilir ve senin birsey söylerken bilerek söyledigini de görebiliyorum. Belki de haklisin, sert çikmis ve bazi arkadaslari ürkütmüs olabilirm:) Ama niyetimi ben her yerde de belirtmeye özen gösteriyorum, alinacak olan alinsin diye. Bundan önceleri "bazi haddini bilmezlere dersini vereyim" diye atesli bir iki yorum attigim görülmüstür LOTR'u bilip bilmeden asagilayanlara karsi ama bunlar çok önceydi, artik ne küfür edenlere cevap veriyorum ne de asagilayanlara. Gülüp geçmek onlar için daha büyük bir ceza inan, ben bunu anladim artik, ne karaburganin cahilce sözlerini düzeltecek kadar vaktim var, ne de onlara dogru yolu göstermeye kalkacak kadar:) Belki de onlar için dogru yol tüm bu güzelliklerin uzaginda gerçek dünyadaki tiksindirici olaylar, entrikalar içinden geçmekte. Onlar bilir, ben kendimi yormuyorum.
Ama beni üzen, bu kimselere cesaret verecek bazi davranislarin sergilenmesiydi bazi -yeni veya eski artik oraya girmeye lüzum yok- arkadaslar tarafindan, zaten artik böyle olaylar da görmüyorum sitede.
sitemiz gün geçtikçe güzellesiyor ve eger ben de buna katkida bulunmayi basarmissam gerçekten gurur duyarim. senin o güzel isminin anlamini ve öyküsünü okumayi da çok isterim Aldueren. Aslina bakarsan okudugun yazim çok önceleri yazilmasi gereken bir yaziydi ama ben de sinavlar ve okuldan firsat bulamiyordum, ya da böyle bir bahane buluyordum. ama eger istersen her sey için zaman bulabilirsin. ben bu öyküyü yariyil tatilimizde sakin kafayla tüm ayrintilari da hayal etmeye çalisarak ve bunlari sizlerle tam anlamiyla paylasmayi arzulayarak yazdim. sen de böyle sakin kafayla düsünebilecegin bir ortam buldugun anda hiç düsünmeden yazinin basina geç. kelimelerin içinden önündeki kagida aktigini göreceksin... ve bu seni hiç yormayacak, rahatsiz etmeyecek. çünkü o anda aklin gerçek olmasini hepimizin dileyecegi öyküleri yasiyor olacak.

*Yolun sonuna dek birlikte olmak dilegiyle...


]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Black_Knight Tarih: Şubat 26, 2003 - 23:31:07
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
eline saglik inanilmaz bir yazi yazmissin, sanki usta bir yazarin elinden cikmis gibi. boyle yazilari okuyunca insanin siteye yazi yazmaya cesareti kalmiyor. bu nasil bir yaraticilik ve de olaylari yazi yoluyla anlatma yetenegidir ya..


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen kingfingolfin Tarih: Şubat 28, 2003 - 14:36:04
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
İşte arkadaşlar aramızda mevcut bulunan nadide kitaplardan bir tane eminim ki axana ne demek istediğimi anlamıştır.ya acaba yüzük kardeşliği savaştan sonra ne yaptı neler ile uğraştılar gibi düşünceler olan ve hayal eden arkadaşlar bu hikaye tolkein ustanın belki de bizim tamamlamasını istediği hikayelerden biridir.Ve bu hikaye yazılabilecek en nadide ve en muhteşem devam olmakla beraber inanın üstad bunu okusaydı bence tatlı bir tebessümle işte amacıma ulaştım derdi.Hepimiz içinde oluşan bu orta dunya'yı görmek hele sözcüklerle anlatımını ve onu tekrar yaşamak, ayni duyguları hissetmek muhteşem bir şey.İnsanların hepsinden bu duyguları anlamasını bekleyemeyiz ama axana ve O'nun (Gimli_lotr, Berilac, silvester,Corombat ve daha bir çoğu.....) gibi insanların yazılarını okuyarak bu içimizdeki ateşin gerçekliğini görmeliler çünkü bu ateş öyle sıradan kelimelerle bir konuşma ya da tartışma ile anlatılacak bir şey değil işte bu hikaye bizim hislerimize tercüman olacak bir olay... İşte anlamayan ya da anlamakta zorlanan kişiler bu hikayeler sayesinde anlayacak orta dunya'yı ve diyecekler ki bu öyle bir tarih ki öyle bir olay ki insan bunu anladığında kendinde olan cevheri ortaya çıkarıyor. Kendi içinde bulunan gizleri su yüzüne çıkarıyor.Demek ki insanların bu orta dunya'ya bağlanmalarına en büyük etken bu.. varolan içinde uyanmayı bekleyen bir kısmı uyandıran gizemli bir dunya. Şimdi gönderen axana yerine tolkein yazsa ya da bu tolkein'in yeni bulunan yazılarından dese hangimiz olmaz derdik..Galiba hiçbirimiz.... Bu muhteşem yazın için seni tekrar tekrar kutluyorum axana(daha önce yazmak isterdim ama ana sayfa problemi yüzünden hiçbir yazıyı tam manasıyla okuyamadım kusura bakma)İşte istediğimiz yazılar demetinden bir örnek umarım bu siteye yeni giren arkadaşlara örnek olur öyle değil mi aldueren..? Ne demek istediğimiz bir nebze olsa anlaşılır.... Bu yazıyı sevgili angelic tarafından bana gönderilen orta-dunya arşivime katmaktan kıvanç duyduğumu belirtmek isterim umarım bu yazıların sonu gelmez hep devam eder. Yazmanda ufak bir katkım olmuşsa da ne mutlu bana.....Yazılarını devam ettirmen için sana desteğim sonsuzdur(ya da gazım..:))))) ) ..... Tekrar tekrar teşekkürler axana bu yazının ve gelecekte yazacağın yazılar için...

Saygılarımla...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]


Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen axana (luthien_tinuviel@mynet.com) Tarih: Mart 01, 2003 - 00:17:02
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Bu övgüleri umarim hak ediyorumdur gerçekten kingfingolfin. senin güzel sözlerin harekete geçirmisti beni. Eger gerçekten de anlatimim tabii ki onunki kadar mükemmel olamasa da onun romanindaki üslubunu aratmiyorsa bundan gurur duyarim.
Çogunuz yazimdaki ayrintilara dikkat etmissiniz bunun için de ayrica tesekkür ederim. Ama kingfingolfin, önceden bunlari yazmadigin için seni asla affetmeyecegim:P Ne önemi var ki ne zaman olmus veya yazmis mi yazmamis mi, sizin güzel düsünceleriniz yeter bana her zaman.

Yolun sonuna dek birlikte olmak ümidiyle...


]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen ELENTARY (elentary@mynet.com) Tarih: Şubat 28, 2003 - 15:49:39
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
yazdıklarını nasıl başka yazılarla bu şekilde karşılaştırıp kuru bulabilirsin ki....herkesin kendine has bir anlatımı var sonuçta ve sen gerçekten çok güzel yazmışsın..kendine haksızlık etme bence....


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Gimli-lotr (drobolsu@hotmail.com) Tarih: Mart 01, 2003 - 01:30:47
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Tolkien'in yapıtı her yönüyle muhteşem bir akşam yemeği ise senin bu yazın yemeğin üzerine yenilen dört dörtlük bir tatlı gibiydi... tadı damağımda kaldı...ve çok mutlu oldum. Tebrik ederim...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

tesekkurler (Puan: 1)
Gönderen gloin__ Tarih: Mart 01, 2003 - 14:34:37
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
neden bilmiyorum okurken gozlerim doldu belkide nedeni uzun zamandır LOTR'u bu kadar anımsatan bi yazı okumamıs olmamdı nice zaman sonra orta dünyayı bana bu kadar yaklastırdığın icin teskkür ederim axana...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Silmaril_ Tarih: Mart 02, 2003 - 22:08:53
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
en sonunda okuyabildim.müthiş yazmı$sın devamını bekliyorum ayrıca ele$tiri olarak anlama ama bence daha da ayrıntılara girmelisi mesela diyaloglarda...bu söylediklerim ele$tiri değil sadece tavsiye bu dediğimi de eklersen tam mest olacağız..


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen BerilacBolger (berilacbolger@hotmail.com) Tarih: Mart 08, 2003 - 13:25:28
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Tek kelimeyle muhteşem diyebilirim ancak axana...

Gerçekten çok güzel olmuş, abartı gelebilir ama sanki Tolkien okuyor gibiydim. Kelimeler ve cümleler o kadar ustalık sahibi ki daha fazlasını düşünemiyorum bile.

Neden kendi dünyanı oluşturmuyorsun axana? Neden hayal gücünün sınırlarını aşıp Orta Dünya'ya gerçekten de veda etmiyorsun? Yanlış anlama tabii, bu veda mecazi bir anlamda. Ama bu kelimeleri yazan birinin neden kendi hikayesini yazmadığını anlamıyorum.

Sana diyecek başka birşeyim yok,

Kendine çok iyi bak ve dediklerimi düşün.

Tek kelimeyle "Muhteşemsin"

Berilac Bolger.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen hunterbjk Tarih: Mart 11, 2003 - 04:00:24
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
bu yazıya "harika" diyeceğim ama yazının değerini düşürmez dimi?!!!!!1


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen Angelic Tarih: Mart 12, 2003 - 13:22:57
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Epey bir aradan sonra bu yazınla başlamak kısmet oldu ve söylememe gerek yok zaten biliyorsun.
Çok ciddiyim kendi kendini yetiştiren sizler gibi gençleri gördükçe göğsüm kabarıyor.
İnan axanacık gurur duydum. Bunu daha nasıl ifade edebilirim bilmiyorum.
Teşekkürler...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Orta Dünya'ya Veda III- KUZEYİN KAHRAMANLARI (Puan: 1)
Gönderen coriban Tarih: Mayıs 06, 2003 - 13:50:31
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Yazınızı yeni okudum.Çünki yeni bir üyeyim.ama orta dünya sevgim çok derin.Sizler kadar yazmaya yetenekli değilim.Yazdığım müsvetteler var.Ama yazmayı düşünmiyorum.Çünki siz muhteşem yazmışsınız.Legolas ve Gimli'nin maceralarını hep merak ettim.Orman Elflerinin başına gelenler sadece Güç Yüzükleri kitabında çevrildi.Yıların öyküsünde anlatılıyordu.Herhalde oradan esinlendiniz.Tabi böyle bir şey yapmanız çok güzel insanların Tolkien sevgisini arttırmak gerekir.YAZILARINIZIN devamını dilerim.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012