Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 50 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)

Eylül 14, 2009 - 10:17:45
· the Hobbit yapımcı ve yönetmeniyle Röportaj (7)

Temmuz 24, 2009 - 11:44:45
· Başımız Dönmeden... (2)

Temmuz 24, 2009 - 11:36:18
· Yüzüklerin efendisinin psikolojik cözümlemesi (11)

Temmuz 24, 2009 - 11:29:28
· Elf hakkında her şey (1)


Eski Yazılar

LOTR: Yüzüklerin efendisinin psikolojik cözümlemesi
Yayınlanma tarihi Temmuz 24, 2009 - 11:36:18 Gönderen iarwainbenadar

Editörün Seçimi / Özel Yazılar MrHYDE göndermiş "yüzüklerin efendisini seyrettiğimde ilk önce bilge büyücülerin, cücelerin, vahşi devlerin ve korkunç hilkat garibesi yaratıkların yaşadığı o masalsı ve sihirli dünyası beni cezbetti. bununda ötesinde bu büyülü ve fantastik dünyanın arkasına gizlenmiş allegorik anlamları görmemek biraz felsefe okuyan birinin görmemesi ve buna duyarsız kalma imkansızdı. karakterleriyle bize hayatın değişik katmanlarını gösteren hikayesiyle insanoğlunun yeryüzünde varolduğu sürece yaşadığı trajedisini anlatan fantastik bir filmdi. filmi seyrttikten sonra hemen ilk kitabını aldım. kitabın önsözünden vakti zamnında romanın işaret ettiği allegorik anlamlar üzerine tartışmalar yapıldığını ve yazarın bu konu hakkındaki olumsuz düşüncelerini öğrendim. yazarın kitabı yazarken herhangibir allegorik anlam gözetmeden yazdığını ve allegorinin her türlüsünden nefret ettiğini öğrenmek bende ilk önce bir hayalkırıklığı yaratsada daha sonra bunun tamda böyle olması gerektiği kanaatine vardım.
çünkü peri masalları ,efsaneler, mitolojik hikayeler gibi bu fantastik hikayede kollektif bilinçdışının bir yansımasıydı.


freud un öğrencisi carl gustav jung freud dan farklı olarak bilicndışını bireysel bilindışı ve kollektif bilinçdışı diye ikiye ayırmıştı. bireysel biliçdışı tatmin edilmemiş arzuların, bastırılmış korku ve kızgınlıkların kilit altında tutulduğu karanlık ve ürkütücü bir bodrumkatı veya tavanarasıydı. kollektif bilinçdışı ise bilinçdışının çok daha derinliklerinde yer alan insanoğlunun kuşaktan kuşağa aktardığı bilgi ve tecrübelerinin yansıması olan ilk imajların(arketipler) bulunduğu adeta bağrında büyük bir hazineyi saklayan gizemli bir mağraydı. örneğin jung erkeğin bilinçdışında atalarından miras kalan kadının kollektif bir imajının var olduğunu ve onun bu imaj yardımıyla kadının doğasını kavradığını söyler.arketipler varlığını binlerce yıldır süregelen deneyimin bir anlatımı olarak insan ruhunda imgeler şeklinde ortaya çıkarak varlığını duyurur.

freud bilinçdışını keşfetmiş ve onun araştırılması için bize dört yöntem göstermiştir serbest çağrışım , rüyalar ve fantaziler(gündüz düşleride denir bilinç daha aktifdir) , dil sürçmeleri ve unutkanlıklar , yansıtma.
Burada rüyalar ve fantezilerin dili simgeseldir. kollektif bilinçdışının imgeleri buralarda görülebilir. şiirlerde masallarda efsanelerde mitlerde yer alan figürler ve olaylarda kollektif bilinçdışının yansımasıdır. bu fantastik roman ile mitlerin ve efsanelerin yaratım süreci arasında paralellik kurabiliriz. hepsinde de bilinç aktif olarak yer almasına ve farklı amaçlar gözetilerek yazılmasına rağmen metnin ifade ettiği anlam uyandırdığı duygular ve ana fikri bilinçdışından kaynaklanır. bu yüzden yazarın allegorik anlamları reddetmesi doğaldı.
film iyi ve kotu guclerin ele gecirmek icin mucadale ettigi bir yuzuk un etrafinda gelisiyor. Bence burada yuzuk benligi simgeliyor. Fiziksel zihinsel ve duygusal guclerin gelisip tek bir merkezde orgutlenmesiyle olusan benlik duygusu iradeyi , irade ise ozgurlugu dogurur.
Insanoglunun, ergenlik donemiyle benlik olusumu tamamlanir. Romanda genc hobbit frodo baggins ergenlik donemine girdigi dogum gununde yuzuk kendisine verilir. cocukluktan cikip yetiskinlige ilk adimi attigimiz ergenlik donemi bizde 13 yas iken hobbitlerde 33 dur. Ve frodo tek yuzugu 33. yasinda alir ve shire i terk ederek tehlikelerle dolu uzun bir yolculuga cikar. Ergenlik donemi insanoglu icin hem fiziksel hem de sosyal olarak onemli bir donemdir. Yahudiler 13. yasina giren cocuklar icin sabat adini verdikleri dini bir toren ile kutlarlar. Muslumanlikta da kisinin ergenlik donemine girdiginde iyi ile kotoyu ayirdedebilecek ve karar verebilecek duruma geldigini kabul eder ve dini icabetlerini yerine getirmekle mukellef kilar. Ergenlik donemine girdigimiz zaman fiziksel olarak fizyolojik ve psikolojik gelisimimizi hemen hemen tamamlamis gibiyizdir. Artik kucuk bi erkek veya kucuk bir kadinizdir:) tipki hobbitler gibi :) esasinda biz farkinda olsakda olmasakda tipki frodo gibi bizimde elimize bir tek yuzuk verilmis ve bizim icin artik kaybedilmis cennet olan cocukluk donemini simgeleyen shire in huzurlu ve mesut topraklarindan ebediyen surulerek orta dunya nin pek de tekin olmayan topraklarinda aci ve sikinti dolu bir yolculuga mahkum edilmisizdir.
Guc yuzukleri bildiginiz gibi hukum daginda yapilmistir. Hukmetmek karar vermek yonlendirmek demektir. Ve biz ergenlik doneminde hukum daginin korkunc alevleriyle dovulerek yapilmis olan tek yuzugu taktigmizda ebeveynlerimize cogu zaman isyankarlik gibi gelen kendi hayatimizla ilgili kararleri kendi kendimize vermeye baslariz. Kimi zaman frodo gibi pismanlik dolu feryatlarla yuzugun bize verildigi gune lanet ederiz. Fakat gandalf in dedigi gibi bu bizim irademiz disindadir ve esas sorun bu yuzukle ne yapacagmizdir. Tolkien koyu bir Katolik oldugu icin yuzugun hukum daginda yok edilmesi gerektigini dusunuyordu.
Bense belki de muslumanligin vermis oldugu inancla boromire kendimi daha yakin hissediyorum:) hatta boromir faniyim denebilir:))
Muslumanliga gore insanoglu lanetlenmis gunahkar bir mahluk degil esref-i mahlukatdir. Bunuda tanrinin yeryuzundeki halifesi olma payesi ile elde eder.
kuranda der ki tanri meleklere yeryuzunde bir halife yaratacagim dedi melekler ise yeryuzunde bozgunculuk cikartip kan dokecek birini mi yaratacaksin diye cevap verir. Tanri ise ben suphesiz sizin bilmediginiz seyi bilirim der.
boromirin dedigi gibi yuzuk bize verilmis bir armagandir fakat icinde bircok tehlikeyide barindirir. Yani Kuran termilojisine gore esrefi mahlukatlik derecesinden esfel-i safilin e (sefillerin sefili) dusebilir. AMAN DIKKAT EDIN Bir nazgul a yada smegola donusebilirsiniz ha…

Yuzugu aldiktan sonra karanligin efendisi sauron yuzugu almak icin onun pesine duser. frodo baggins rahatin barisin huzurun ve nesenin hukum surdugu memleketi shire i terketmek zorunda kalir. Shire burada cocukluk donemini simgelemektedir hobbitlerin ikamet ettigi konforlu delikler ise ana rahmini temsil eder. Insanin cocukluktan ergenlige gecerek yitirmis oldugu yitik cenneti shire ile temsil eder. Frodo yuzugun karanligin efendisinin eline gecmesini engellemek icin uzun ve tehlikeli bir yolculuga cikar. Frodo yolculukta yuzugu korumak icin karsilastigi tehlikeler ve zorluklardan dolayi umitsizlige kapilir surekli yuzugun ona hic gelmemis olmasini diler onu hic duymamis olmayi arzular ve yitik cenneti cocukluk donemini simgeleyen shire i siddetle arzular. burada frodo kierkegaard in varolussal dehset diye tarif ettigi duyguyu yasiyor. Kuran da bu duygu bir ayette " Biz o emaneti goklere, yerlere ve daglara arz ettik, onlar , onu yuklenmeye yanasmadilar , ondan korktular da onu insan yuklendi. O gercekten cok zalim ve cok cahildir."(Ahzab 72 )
Varolussal dehset insanin mutlak ozgurluk ile karsi karsiya kalmasiyla dogar. Cunku o hayvanlar gibi icgudusel olarak belirlenmis bir hayati yasamaz. Kendini secerek yaratir kendi ozgurlugunun sinirsiz olanaklariyla karsilasmak onu dehset e dusurur. Yuzuk benligin getirdigi dogal bir sonuc olan ozgurlugu simgeler. Yuzuk tasiyicisi frodo bu dayanilmaz yukun altinda ezilerek ondan kacarcasina kurtulmak icin sirasiyla ilk once buyucu gandalfa, elf beyi elrond a, tacsiz kral aragorn a ,elf hanimi galadriel e yuzugu kendinden almasini teklif eder.
Dostoyevski nin karamazov kardesler adli eserinde buyuk engizisyoncu kardinal ile isa arasindaki monolog kitabin en carpici bolumlerinden biridir. Buyuk engizisyocunun monologun dan yapacagim alintilar frodo nun davranisinin altinda yatan nedenleri daha iyi anlamamizi saglayacaktir.
" ...ozgurluk sozcugunu goturuyorsun onlara yalnizca, oysa onlar dogustan bayagi yaratiklar olduklari icin bu sozcugu anlamayacaklardir. Korkacaklardir dehsete duseceklerdir. " "...ama sonunda ozgurluklerini getirip ayaklarimizin dibine birakacaklar. Koleniz olalim daha iyi , yeterki doyurun karnimizi diyecekler "
"...baslarina gecip onlari ozgurlukten kurtardigimiz icin bize tanri gozuyle bakacaklar. Ozgurluk oylesine agir gelmeye baslayacak onlara sonunda."
"...ne yaptiysan hepsi ozgurluk ugrunadir ! Soyluyorum sana , zavalli insanoglunun dogustan sahip oldugu ozgurlugunu bir an once verebilecegi bir varlik aramaktan baska acili bir kaygisi yoktur."
"...insanoglunun elindeki ozgurlugu alacagina daha cogunu verdin ona. Unutmaki insan iyi ile kotu arasinda secim ozgurlugune sahip olacagina, barisi, hatta olumu bile tercih edebilir. Ona vicdan ozgurlugu kadar cekici gelen bir sey yoktur ancak bu ayni oranda da aciya neden olur."
"...geri kalan gucsuzler , guclulerin dayanabildiklerine dayanamadiysalar ne yapmali ? Gucsuz bir ruh boyle agir bir mutluluga kaldiramadi diye suclu sayilabilirmi ? "
" ...insanlar yeniden suruye donusmelerine , onlara oylesine aci veren bu urkunc yukten sonunda kurtulmalarina sevindiler. Soyle boyle davranmakta haklimiydik ? Insanoglunun gucsuzlugunu sezinleyerek yukunu hafifletmemiz onu sevdigimizi gostermez mi ? "
"... o zaman sakin , huzur dolu bir mutluluk verecegiz onlara , onlar gibi gucsuz yaratiklarin aradigi mutluluktur bu. "

"...biz karar verecegiz , bizim soyledigimize sevinerek inanacaklar , cunku verecegimiz karar buyuk bir uzuntuden , simdiki ozgur karar vermenin korkunc acisindan kurtaracak onlari. "
insan ruhunun derinliklerine nufuz eden dostoyevski ozgurlugun nasil dayanilmaz bir yuk haline gelebilecegini bu satirlarla bize gosteriyor.
Frodo macerali bir yolcluktan sonra elf diyari ayrikvadiye ulasir. Elrond divaninda orta dunyanin irklari yuzugun kaderi uzerine karar vermek icin toplanir. Iki secenek vardir ya yuzuk un gucu karanliklar efendisine karsi kullanilacak yada yuzuk mordor diyarinda yapildigi yer olan ates dagina (diger bir adi da hukum dagidir) atilirak yok edilecektir. Gondor kralliginin vekilharcinin oglu insan boromir yuzugun bize verilmis bir armagan oldugunu ve onu neden yok etmek zorunda olduklarini anlamadigini hurlerin hur hukumdari tarafindan kullanilica mutlaka zafere eriseceklerini soyler. Elf beyi Elrond itiraz eder yuzuk souron tarafindan yapildigi icin iyi niyetle bile kullanilsa sonucunun daima kotu olacagini onu ancak kudretli olan kimselerin kullanabilecegini fakat bu kimseler icin bile olumcul tehlikeler icerdigini soyler. Yuzugun ates dagina atilarak yok edilmesine karar verilir.
Filmin alegorik anlamini iki kelimeyle ozetleyebiliriz " ozgurlukten kacis " Ozgurlugun getirmis oldugu belirsizlik ve yalnizlik duygusu insani kuskulu ve kaygili bir durumda birakarak ona aci vermektedir. erich fromm ozgurlukten kacis adli kitabinda ozgurlugun nasil dayanilmaz bir yuk haline gelisinin psikolojik analizini yapar. Bireysellesme sureci iki yonludur. Bir yonu benligin gelismesidir. Insan dogdugu andan itibaren fiziksel zihinsel ve duygusal yetileri gelisir. Diger yonu ise yalnizlik tir. Benligin gelismesi ile insan benle ben olmayan arasindaki sinirlar keskin cizgilerle belirir. Insan kendinin dogadan ve diger insanlardan ayri bir varlik oldugunu duyumsar. Bebeklik ve cocukluk donemindeki dogayla bir olma durumu yitirilmis yabanci ve dusman bir dunyada yapayalniz kalmistir. Bireysellesme surecinde bu iki yon birbiriyle es zamanli olarak gelisse hic bir problem ortaya cikmayacaktir. Fakat cogu zaman boyle olmaz siyasi sosyal ekonomik ve bireysel nedenlerden dolayi benligin gelismesi engellenir. Bireysellesme sureci engellenemiyeceginden dolayi bu ikisi arasindaki bosluk ozgurlugu dayanilmaz bir yuk haline getirir. Ozgurlukten kacmak icin degisik kacis mekanizmalari gelistirir.
Gandalf yada elf lerden birininin yuzugu kullanmamasinin ve hukum daginda yok edilmesine karar verilmesi geleneksel hristiyan ogretisinin insan dogasinin ve benliginin temelde kotu oldugu ve insanin kendi benligini kucumsemesi gerektigi kendi eliyle degil tanrinin merhameti ile kurtulusa erecegi inancinin yansimasidir. Geleneksel hristiyan ogretisinde benlik onaylanmadigi ve seytani , kotu kabul edildigi icin ates dagina atilarak yok edilmesi gerekir.

Yuzuk tayflari souron tarafindan yuzuk verilerek karanligin efendisinin kolesi haline getirilen dokuz insan kral ve buyucudur. Kitapta anlatilana gore yuzuk, tasiyicisinin istidatina ve kudretine gore gucunu artirmaktadir. bu dokuz insani yuzuk yenilmez bir savasci haline getirmistir. Fakat bir sure sonra karanligin kolesi haline gelmislerdir. Frodo mordor a dogru yola cikar yuzuk tayflari ve orklar pesindedirler. Frodo mordora yaklastikca yukun dayanilmaz agirligi altinda ezilmekte ve souron un cekimi altina girmektedir. Hatta filmde kralin donusu adli bolumde mordor surlarinin onunde karanliklar efendisinin gucunun cazibesi altinda bilincini yitirerek sarhos bir sekilde mordor un kapisina dogru yururken samwise ve gollum tarafindan engellenir.
Yuzuk tayflari ve frodo sado-mazohist karakterleri temsil ediyor.sadist ve mazohist karakterlerin ortak noktasi benlik guclerinin zayif olmasidir. Frodo mazohist karakteri yuzuk tayflari ise sadist karakteri temsil eder. romanda bu zayiflik yuzuk tayflarinda bedensiz golge varliklar olarak tasvir edilerek temsil edilmistir. frodo da ise zaten yarim bir insandir bir bucukluktur bir hobbittir. Sadist karakter bu zayifligini diger insanlar uzerinde egemenlik kurarak mazohist karakter ise boyun egerek telafi etmeye calisir. Sadist karakter kendinden gucsuz birini gordugu zaman kan kokusu almis yirtici bir hayvan gibi kurbanina saldirir. mazohist karakter ise guc karsisinda hayranlik duygulari kabararak
dayanamayip kendini onun ellerine teslim eder. Kitlelerin liderlere olan mantik disi hayranligi bu mazohist egilimden kaynaklanir.
ornegin hitler propogadasinda bunu bilincli olarak kullanmistir. mordor surlari onunde frodo nun souron nun gucunun cazibesi altinda adeta buyulenmiscesine ona dogru cekilmesi gibi Insalarda bu mazohist egilimi bazi sanatcilara hatta film yada roman karakterlerine gosterdikleri hayranlik duygusunda da gorebiliriz. Ornegin ozcan deniz in asmali konak dizisindeki seymen agasina ve deli yurek karakterine yada seytana yada vampir gibi kotucul varliklara gosterilen yogun ilgi de mazohist egilimler vardir.
Frodo sonunda karanliklar efendisinin yasadigi insana istirap veren karanlik ve korkunc mordora girer ve yuzugun yapilmis oldugu hukum yada bir diger adi olan ates dagina dogru ilerlemeye baslar. Yuzugun yapilmis oldugu yer hukum dagi ana rahmini simgeler. Bu dagin mordor gibi insanda dehset uyandiran cografyasi ise dogum travmasini, frodo nun hukum daginda yuzugu yok etmek istemesi, nevrotik bir davranis olarak ana rahmine geri donme arzusunu anlatir. Insan sicak ve zahmetsiz rahim ici yasamdan ayrilarak zorlu bir yoldan sonra teninde soguk havayi cigerlerinde ise havanin aci veren yakici etkisini hissederek ilk nefesini alir. Bu onun icin korkunc bir deneyimdir. Insan bir yandan benliginin gelismemesi nedeniyle ana rahmindeki rahat yasami arzularken diger taraftan dogum travmasinin dehset veren etkilerinden korkar. Frodo da ana rahmine duyulan ozlem dogum travmasinin dehsetinden buyuktur. frodo hukum dagina tirmanirken dogum travmasinin etkilerini fiziksel olarak tekrar yasar. Nefes almakta gucluk ceker bedeni acilar icersinde yorgun ve bitkin bir haldedir.
Tolkien ozetlersek bize fantastik ve masalsi bir dunya da insanoglunun en buyuk trajedilerinden birini ozgurlukten kacisi anlatiyor.
Hangi çağda hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın her insan bağımsızlık ve bağımlılık yada boyun eğme ve kendine yön verme eğilimleri arasındaki çatışmaya çözüm bulmak zorundadır.
Bu eğilimlerden herhangi birinin yadsınması yada iki karşıt eğilimin yaratıcı bir şekilde bütünleştirilemediği durumlarda nevrotik davranışlar ortaya çıkar. Otto rank in ortalama insan yada sıradan insan diye tabir ettiği kişi bağımsızlık eğilimini yadsıyan kendi istemini(iradesini) yok ederek toplumsal beklentilerin boyunduruğu altında rahat ve güvenli bir yaşamı seçmiştir. Bağımsızlık eğiliminin getirmiş olduğu yalnızlık kararsızlık mücadele tedirginlik ve belirsizlik gibi insana kaygı veren olumsuz duygulardan kurtulmuştur. Özgürlüğü vermiş rahatlığı ve güveni satın almıştır. Fakat bunun bedelini de gelişimini tamamlayamamış zayıf gelişmemiş güdük kalmış bir ben e(egoya,kişiliğe) sahip olmak ile ödemiştir. Hobbitlerin fiziksel yapısı ve yaşadıkları doğal çevre sıradan insanın yapmış olduğu bu alış-verişi sembolik olarak dile getirmektedir. Hobbitlerin boylarının 60-100 cm olması ve büyük ahali tarafından yarım insan yada buçukluk diye hitap edilmeleri gelişmemiş olan kişilik yapısının anlatımıdır. Yaşadıkları shire bölgesinin insanı rahatsız ve tedirgin etmeyen aksine huzurlu bir mutluluk vaat eden topraklarının coğrafi özellikleri ise özgürlüğünden ve kişiliğinden vazgeçmenin karşılığında satın aldıkları rahatlığın ve güvenin sembolik bir anlatımıdır.
Hiçbir tehlikenin ve kaygının bulunmadığı Shire bölgesinden çıkarak binbir tehlike ve belanın bulunduğu bir yolculuğa çıkan hobbitler frodo,merry ve pippin boyları biraz daha uzamış olarak geri dönerler ülkelerine. Filminde bu boy uzama hadisesi daha bir çok olayın ve karakterin atlandığı gibi bu olayda atlanıp gösterilmemiştir. Geri dönüş yolculuğunda Gandalf hobbitlerden ayrılırken syf 947 de “sizin yardıma ihtiyacınız yok. Artık büyüdünüz. Gerçektende boyunuz çok uzadı, artık ululular arasındasınız ve artık hiçbiriniz adına korkmama gerek kalmadı” sözleri ile ifade eder. Bir hobbit olan kaymakpürüzü geri dönen hobbitleri tanımakta güçlük çeker ve şaşkınlığını “çok değişmişsiniz artık her sorunu altedebilecek kişiler gibi görünüyorsunuz” sözleri ile belirtir. Hobbitler konforlu deliklerinden ve adata bir masal diyarı olan ülkelerini terk ederek dış dünyada tehlikeli ve maceralı bir yolculuğa çıkmışlardır. Bu yolculuk onları daha güçlü ve kuvvetli kılarak kısa olan boylarını bir miktar uzatmıştır.
Yasamak, bir agac gibi tek ve hur,
ve bir orman gibi kardescesine

Nazım Hikmet insanoğlunun uzlaştırması gerektiği iki karşıt eğilimi özgür olmak ve çevreyle birlikte olma ihtiyacını veciz bir şekilde ifade etmiştir.
Hobbitlerin özgürlük eğilimini yadsımaları onların mutluluklarının sırrıdır. Hobbitler özgürlüğü hazmedemeyecek kadar güçsüz ve korkaktır. Ya özgürlüğü yada mutluluğu seçecektir. Hobbitler yada ortalama insan mutluluğu seçmiştir. Fakat bu mutluluk biraz gariptir.Kendisinden ne istendiğinin, neyi kaybettiğinin ne olup bittiğinin farkına varmadan, hayatin başka türlüde olabileceğinin şuuruna varamadığından yani hayati kavrama ve düşünme yeteneksizliğinin doğurduğu donuk bir mutluluktur. Nietzsche bu mutluluğa hobbitlerin yemyeşil cayırlarını anımsatan kitlenin cayır mutluluguda der yani, derin ve tutkulu bir mutluluktan çok olabildiğince az acı ve sıkıntının olduğu kör bir mutluluktur. Tarih üzerine adlı eserde bunu şu sözlerle tarif eder,
"Önünde yayılan sürüyü gözle bir, ne dünü bilir ne bugünü bir o yana sıçrar bir bu yana yer uyur geviş getirir yeniden sıçrar sabahtan aksama bugünden obür güne kısacık yasamın haz ve acılarıyla bağımlı anin tepeciklerinde yaşar durur bu yüzdende ne bir üzüntü ne de bir bıkkınlık duyar. Bunu görmek insana ağır gelir çünkü insanlığı ile göğsünü kabartır hayvan karsısında, ama yinede hayvanin mutluluğunu kıskanarak izler çünkü insan tıpkı hayvan gibi bıkkınlık ve acı içinde olmadan yasamak ister ama bunu bos yere ister hayvan gibi istemez bunu da ondan. İnsan bir ara hayvana neden bana mutluluğundan söz etmiyorsun da yüzüme bakıyorsun öylece, diye sorsa hayvan herhalde, söylemek istediğim şeyi hemen unutuyorum da ondan diye yanıt verecekti- ama iste o bu sözü bile unutup sustu insan buna yeniden şaşırıp kaldı."
Nietzsche kitlenin çayır mutluluğunun sırrını geçmişle ve gelecekle olan bağlarını kopartıp anın tepeciklerinde yaşamasına bağlar. Romanda da gerçekten hobbitlerin nerden geldiklerine dair bir bilgiye ulaşılamamasının nedenini de hobbitlerin kendi tarihleriyle ilgili hiçbir yazılı kaynağın olmadığına bağlar yazar.
Hobbitler in kıskanılan fakat pekte arzu edilmeyen kör mutluluğunun özlemini Dostoyevski nin karamazov kardeşler eserinde şeytanin, ivana söylediği sözlerde de görürüz.
"Bütün emelim bir daha değişmemek üzere söyle yüz otuz kiloluk tüccar karisi olmak, onun inandığı her şeye inanmaktır." der
Goethe de genç werther in acıları adlı kitabında şu cümleler ile tarif eder;
“öyle insanlar ki her gün kendi dar çevresinde yaşayıp sadece karınlarını doyurmak için tasasız bir şekilde yaşıyorlar ve yaprakların tek tek düştüğü günler onlara sadece kışın yaklaşmakta olduğunu hatırlatıyor.”
“Allahım sen bu dünyada yaşlı koca bebekler ile küçük çocuklar yaratmışsın, başka bir şey değil..”(ne kadar isabetli bir tesbit koca bir bebeğe benzetmesi sıradan insanları/hobbitleri:)
“Yemin ederim bin kere herhangi bir işci olmadığım için hayıflandım”
yüz otuz kiloluk tüccar karisi yada herhangi bir işçi ve koca bebekler burada ortalama insani(hobbitleri) temsil eder. O geleneklerin ve toplumsal inançların boyunduruğu altında algısal ve zihinsel alanını daraltarak kurulmuş bir robot gibi yasayarak mutluluğu elde etmiştir.
romanın baş kahramanı hobbitlerdir. hobbitler romanda ortalama/sıradan insanın adeta karikatürize edilmiş halidir.
teknik bi arıza nedeniyle ara vermiş olduğmuz yayınımıza devam ediyoruz:) bu gidişlede biticek gibide gözükmüyor.yinede ben şöle bi toparlamaya çalişıym.
orta dünyada yaşayan ırkların görünüşleri, kişilikleri yaşam biçimleri, yaşadıkları coğrafya birbirinden oldukca farklıdır
orta dünyadaki ırklar insanların özgürlük karşısındaki tutumlarına
göre şekillenen hayat biçimlerinin kişiselleştirilmiş halleridir. fiziksel özellikleri kişilikleri ve doğal çevre özgürlük karşısındaki tutumlarına göre şekillenmiştir.
otto rank insanları üçe ayırır. artist(sanatçı) kişilik, ortalama(sıradan) insan ve nevrotik kişilik. artist insan kendi iradesini gerçekleştirerek özgürlüğünü koruruken aynı zamanda çevresiyle yaratıcı bir ilişki kurarak beraberlik ihtiyacınıda karşılar. yüzüklerin efendisinde artist kişiliği elfler temsil eder.

elfler uzun boylu ince zarif ve ırklar arasında en akıllı olan canlılardır. ölümsüzdürler hastalanmazlar fakat öldürülebilirler.
yüzlerinde ebedi gençlik ateşinin aydınlığı gözlerinde bilgeliğin hüznü seslerinde kulakları okşayan tatlı bir melodi hareketlerinde vahşi bir kedinin sessizliği ve çevikliği vardır.
sarp ve yalçın kayalıklardan oluşan derin bir vadi olan ayrıkvadide ve ormanın derinliklerinde yüksek ağaçların üstünde kuytuormanda yaşarlar.yaşadıkları yerler hayret ve korkuyla karışık bir hayranlık duygusu uyandırır insanda.soylu duygular ve düşünceler ilham ederek insanın ruhunu yükselten bir çoğrafyadır.yaşadıkları yerler tehlikeli fakat güzeldir. bu topraklar hobbitlerin ülkesi gibi huzur dolu bir mutluluk vadetmez daha çok tutku dolu bir mutluluktur bu.

orklar hilkat garibesi görünüşleri ile karanlığın askerleridir. çok uzun zaman önceşeytani bir güç olan melkor tarafından tutsak edilmiş elflerdir. melkor karanlık güçlerle bu tutsak olan elfleri orklara dönüştürmüştür. orklar elflerin aksine vahşi saldırgan ve korkunç görünümlü yaratıklardır. orklar ayın karanlık yüzü elfler ise aydınlık yüzüdür.orklar nevrotik insanın sembolik anlatımıdır. nevrotik insan bir anlamda engellenmiş artistir.
orklar tutsak edilmiş elflerdir.nevrotik insan özgürlüğü elinden alınıp tutsak edilmiş kendi iradesine göre büyüyüp gelişmesi engellenmiş bir artistir yada bir elfdir.
elfler özgürlüklerini koruyarak tüm imkanlarını gerçekleştiren artist insanı temsil eder. elflerin fiziksel güzelliği ve kusursuzlukları yaşadıkları çoğrafyanın ihtişamı bunun anlatımıdır. orklar ise özgürlükleri elinden alınmış doğal ve normal gelişimleri engellendiği için deformasyona uğramıştır. fiziksel özelliklerinin çirkinliği ve korkunçluğu yaşadıkları çoğrafyanın iğrençliği nevrotik insanın anlatımıdır. orklar bi anlamda nietzsche nin tanrıyı öldüren insan biçiminde olup insana benzemeyen çirkin insanıdır.

Lotr da galadriel bence jung un anima adini verdigi bize atalarimizdan miras kalan binlerce yillik yasantilar sonucu sekillenen kadinin kolektif imajinin bir yansimasi olan arketipin anlatim buldugu bi karakter. Arketipleri henuz banyo edilmemis negatif filmlere benzetebiliriz. Belirsiz ve bulanik bir haldedirler gercek dunyada karsiliklarini bulunca tam bicimini alirlar. Ki filmlerin banyo edildigi asamada kimyevi maddelerin oranindaki degismeler veya karanlik odadeki isigin orani gibi etkenlerle filmin pozitifi uzerinde degisiklikler yapmak mumkundur. anima arketipide hayatimiza giren ilk kadin olan anne figuru ile tepkimeye girerek sekillenir. Nietzsche nin dedigi gibi her erkek icinde bir anne figuru tasir. Yada jung un tabiriyle anima arketipide diyebiliriz. Ve bazi kadinlara olan antipatimizi veya ilgimizi icimizde tasimis oldugumuz bu anne imaji belirler.
frodo da elf sultani galadriel e yuzugunu vermek istemisti ama galadriel bunu cok arzulamasina ragmen reddetmeyi basarabilmisti. Fakat gercek hayatta genelde bu elf sultanlari:) orta dunyada ki galadriel kadar alcakgonullu olmuyor maalesef yuzugu ona uzattiginiz anda buyuk bi hirsla elinizden cekip aliyorlar

siz yuzugunuzu ne yaptiniz hala parmagnizda mi yoksa karanligin efendisine mi kaptirdiniz ? belki de frodo nun bi zamanlar yapmak istedigi gibi yari yolda pes edip yuzugu sizin yerine tasimasi icin birilerinin avucuna coktan birakmissinizdir. ya da yuce divanin vermis oldugu karara sadik kalarak ne pahasina olursa olsun yuzugu yok etmek icin hukum dagina dogru yolculuga devam etmeye kararlimisiniz ?


Not: Yazım problemlerini tam olarak düzeltemedim. Ama kendinizi zorlar ve okursanız, ilginç ve bilgilendirici bir yazı.
Saygılar
iarwainbenadar"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Editörün Seçimi / Özel Yazılar Hakkında
· Yayınlayan Editör: iarwainbenadar
· Ana Sayfa


Editörün Seçimi / Özel Yazılar Hakkında en çok okunan :
Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"LOTR: Yüzüklerin efendisinin psikolojik cözümlemesi" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 11 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: Yüzüklerin efendisinin psikolojik cözümlemesi (Puan: 1)
Gönderen Ernest_Bohem Tarih: Ağustos 05, 2009 - 12:34:50
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Uzun ve üzerinde düşünülmüş bir çalışma olmuş.. Katıldığım noktalar olmasına rağmen, ne yazık ki yazınızda bir çok biçimsel ve düşünsel karşıtlık bulunuyor. Bunları paylaşmak isterim, tabi ‘‘Emek verilerek üretilen çıkan her şeye saygı duyulmalı’’ sözüne bağlı kalarak.

İlk olarak başlıktan girmek istiyorum konuya.

‘’Yüzüklerin efendisinin psikolojik çözümlemesi’’ gibi zor ve iddialı bir ‘’bilimsel’’ çalışma seçmişsiniz.

Ruhiyat ya da psikoloji, insan davranışlarını ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. İnsan zihnini gözleyebilmenin olanaksızlığı karşısında psikologlar, psikolojiyi "gözlenebilen davranışların bilimsel incelemesi" biçiminde tanımlamışlardır (Vikipedi).

Çözümleme, var olan bir bütünü parçalarına ayırarak onu tek tek ele almaktır. (Vikisözlük)

Bunlara dayanarak bir kitap için yapılacak psikolojik çözümlenin, kitaptaki üsulubun, anlatım biçiminin, işlenen karakterin, mekanın, zamanın, dillerin, ırkların ve hikayenin tek tek inlecelenip, bilimsel dayanaklar baz alınarak analiz edilmesi olduğunu söyleyebiliriz.

Bu açıklama ölçüsünde yazınızda çok ciddi hatalar var.

Yazınızda felsefik ve teorik dayanak noktaları olmasına rağmen, bunlardan daha fazla öznel yargı içeriyor. Düşüncelerin dile getirilmesiyle, bilimsel bir çözümleme sunmak, birbirinden bağımsız ve çok farklı şeylerdir.Yazınızı ‘bilimsel çalışma’ olarak göstermeniz, bütün öznel fikirlerinizi geçersiz kılıyor.

‘’Shire burada cocukluk donemini simgelemektedir hobbitlerin ikamet ettigi konforlu delikler ise ana rahmini temsil eder. Insanin cocukluktan ergenlige gecerek yitirmis oldugu yitik cenneti shire ile temsil eder.’’

‘’Shire’ Tolkien’in çocukken yaşadığı yere çok benzemesi, bir raslantı değildir. Bu açıdan çocuklukla ilgili bağlantılar kurabiliriz; lakin yine ‘ana rahim’ ve ‘yitik cennet’ kavramlarını konuyla bağdaştırmak için ortada, öznel düşünceden başka bir şey yok.

İkinci olarak belirtmek istediğim konu, yanlış dayanaklardır.

Yüzüklerin Efendisi Serisini ’sindirmiş’ ve ‘anlamış’ olan bir çok yüzükseverin bildiği gibi, kitap ve film arasında çok büyük farklar vardır.

Sanırım siz ilk önce filmi izlediniz için, kitabı okurken filmin etkisinde kalarak karakterleri tam olarak anlayamadınız.

Kitaptaki karakterlerden sadece birkaçı (Gandalf gibi) filme hiç değiştirlmeden yansıtılmış, bunun dışındaki karakterler çok büyük bir oranda değişime uğramış ve bir tanesi filme hiç konulmamıştır.

Örneğin kitaptaki Aragorn’un kararlı, güçlü, özgüvenli olma gibi özelliklerinin, filmde yer yer özgüvensiz, yüzüğe karşı korkusu olan ve atalarının zayıflıklarının kendinde bulunduğunu düşünen, melanlolik ve Teoman’ınmsı bir karakter olarak değiştirilmesi gibi.

Aynısını olay döngüsü ve anlatış biçimi içinde söyleyebiliriz.

Bütün hikayenin şeklini belirleyen ‘yüzüğü yok etme kararı’, kitapta 39 sayfada, tüm karşıt düşünce biçimlerini ortaya dökerek, bence harika olan bir otoanalizle, en doğru yolun bu olduğunu anlatırken, filmde bu birkaç dakika içinde, ‘ben bunu diyorum o halde, öyle olacak’ şeklinde bir oldu bittiye getiriliyor (ki sizde bunu, ‘’ Tolkien koyu bir Katolik oldugu icin yuzugun hukum daginda yok edilmesi gerektigini dusunuyordu.’’ Gibi çok basit bir dille anlatıyorsunuz).

Bunları söylememin amacı, filmin kötü olduğunu söylemek için değil, kitapla filmin birbirinden çok farklı olduğunu söylemektir. Bu bağlamda, sadece söylediklerinizi haklı çıkartmak için yeri geldiğinde kitaptan, y

Yorumun devamı...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Yüzüklerin efendisinin psikolojik cözümlemesi (Puan: 0)
Gönderen Anonim Tarih: Nisan 14, 2010 - 08:42:24
Ben, neye üzülüyorum biliyor musunuz?

Yukarıdaki yazı ve dahi yorumlara şöyle bir göz atınca, tartışan kişilerin toplumun genel kültür yapısından bir miktar üst seviyede olduklarını herkes görebilir. Yüceltmek baabında söylemiyorum. Okumayan bir toplumuz. Okuyanımız az olunca, kültürlümüz de az oluyor maalesef.

Peki bunu neden yazdım? Yazıları tekrar bir okuyun. İnanılmaz imla hataları ile dolu. Hepimiz yapıyoruz. Klavye azizliği oluyor kelimeleri yanlış yazıyoruz. Kontrol ederken de gözden kaçırıyoruz. Ancak bazı hatalar var ki, bunlar Türkçe'mizin temelini sarsıyor bence.

Özellikle bile dahi anlamına gelen "-de ve -da" ekleri. Bağlaç olan "-ki" ekleri ve soru yaratan "-mi" ekleri. Ve özellikle nokta, virgül gibi temel noktalama işaretleri.

Yukarıdaki gibi kültürlü insanlar, bu kuralları umursamadıklarında, hem kültürel yapımız kaybediyor hem de dilimiz.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

boromir fanı olunacak en son kişi (Puan: 1)
Gönderen endymion2011 Tarih: Ocak 06, 2011 - 08:23:27
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
uzun bir yolculuk esnasında şeytani gücü boynunda taşımak zorunda kalan frodo'ya, yılan gibi tıslayan boromir'den başkası değildi.o yüzündeki ifadeyi çok iyi hatırlıyorum,nasıl da ürkmüştü zavallı frodo.tolkien'in orada anlatmak istediği şuydu:boromir,isildur gibi bir güce düşkün birisi.insan olduğu için yüzüğe sahip olmamalı.dikkat edersen yüzüğü insana taşıttırmıyor,hobbite taşıttıyor


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Yüzüklerin efendisinin psikolojik cözümlemesi (Puan: 1)
Gönderen CuriousHobbit Tarih: Ağustos 07, 2013 - 18:01:43
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
İyi bir çözümleme olmuş.Okudukça daha da beğendim ve hatta işte budur dediğim bölümler oldu.Bayağı emek çekilmiş bir yazı.Özellikle son bölümde sorulan sorular çok yerinde.Kendi adıma yüzüğü ne pahasına olursa olsun,ne olursa olsun hüküm dağına taşımaya çalışıyorum.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012