Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 43 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Mart 21, 2013 - 08:08:57
· Kızıl Yolculuk (1)

Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)


Eski Yazılar

Bitmemiş Öyküler: Glaurung`un Gelişi
Yayınlanma tarihi Temmuz 21, 2005 - 11:42:42 Gönderen iarwainbenadar

Bitmemiş Öyküler Çevirileri. Aragorn-2 göndermiş ""Selam dostlarım. iyisinizdir umarım. bakıyorum da uttp olayı almış başını gitmiş. hayret ki ben çevirdiklerimden bazılarını yollamamışım gördüğüm kadarıyla. işte size;

Glaurung’un Gelişi

Glaurung’un gücü ve kötülüğü hızla büyümüştü, gövdesi hantal ve devasa bir kütle haline gelmişti, Orklar’ı kendisine toplamıştı ve artık bir Ejder-Kral olarak hükmediyordu, tüm Nargothrond diyarı ayaklarının altındaydı. Turambar’ın ormanda yaşadığı üçüncü yıl olan o yıl bitmeden önce, bir süreliğine barış içinde olan o topraklara saldırmaya başladı; çünkü Brethil’de hala Üç Hanedan’ın sonuncusundan geriye kalan ve Kuzey’in gücüne kafa tutan insanların yaşadığı, Glaurung ve Efendisi tarafından çok iyi biliniyordu. Ve bu katlanılamaz bir durumdu; çünkü Morgoth’un amacı tüm Beleriand’ı boyunduruğu altına almak ve her köşesini araştırmaktı, böylece onun esareti altına girmemiş hiç kimse kalmayacaktı.



Böylece, Glaurung Túrin’in nerede gizlendiğini tahmin etse de ya da o, kendisini izleyen Düşman’ın gözünden o an için kaçmış olsa da, bu çok da önemli değildi. Çünkü sonunda Brandir’in önerilerinin boşuna olduğu kanıtlanmıştı, ve Turambar için yalnızca iki seçenek kalıyordu, bulunana kadar hiçbirşey yapmadan oturmak, bir fare gibi sürülmek; ya da savaşmak için uzaklara gitmek ve kendini açığa çıkarmak.

Fakat Orklar’ın gelişine dair haberler ilk olarak Ephel Brandir’e ulaştığında, uzağa gitmedi ve Níniel’in yakarışlarına boyun eğdi. Çünkü o şöyle demişti: "Evlerimize henüz saldırılmadı, senin söylediğin gibi. Orklar’ın çok fazla olmadığı söyleniyor. Ve Dorlas bana senin gelişinden önce de böyle çatışmaların olduğunu ve ormanadamlarının onları uzak tutacakalrını söyledi."

Fakat ormanadamları kötü bir duruma düşmüşlerdi, çünkü bu Orklar farklı bir türdendi, acımasız ve kurnazdılar, Brethil Ormanı’nı istila etmek amacıyla geliyorlardı, daha önce olduğu gibi başka görevler için ormanın kenarından geçip gitmek ya da küçük grupları avlamak için gelmiyorlardı. Bu yüzden Dorlas ve adamları kayıplar vererek geri sürüldüler, Orklar Teiglin’e vardılar ve ormanlarda dolanmaya başladılar. Dorlas, Turambar’a geldi ve ona yaralarını gösterdi, ve şöyle dedi: "Bakın, beyim, önceden sezdiğim gibi, yalancı barış artık bitti ve savaş zamanı geldi. Sen bize halkımızdan biri olmak istediğini söylememiş miydin? Bu tehlike seni de ilgilendirmiyor mu? Eğer Orklar topraklarımızda daha da ilerlerse, evlerimiz daha fazla gizli kalamayacak."

Bu yüzden Turambar ayağa kalktı, yeniden kılıcı Gurthang’ı aldı, ve çarpışmaya gitti; ormanadamları bunu öğrendiklerinde cesaretlendiler ve yüzlerce kişilik bir kuvvet oluşturuncaya kadar onun etrafında birleştiler. Sonra ormanın içinde avlandılar ve o civarlarda yaşayan tüm Orklar’ı katlettiler, sonra hepsini Teiglin Geçişleri yakınlarındaki ağaçlara astılar. Onlara karşı yeni bir bölük geldiğinde, onu da tuzağa düşürdüler, Orklar hem ormanadamlarının sayısı hem de Kara Kılıç’ın dehşeti yüzünden şaşkınlığa düşerek geri döndüler, sonra sürüldüler ve çok büyük sayıda kayıp verdiler. Ormanadamları büyük odun yığınları oluşturarak Morgoth’un askerlerinin cesetlerini yaktılar, intikamlarının kapkara dumanı gökyüzüne yükseldi, rüzgar kara dumanı batıya taşıdı. Fakat bu haberleri Nargothrond’a ulaştıracak çok az sayıda Ork canlı kalabilmişti.

Glaurung öfkeyle doldu, fakat bir süre öylece bekledi ve bütün bu işittiklerini iyice düşündü. Böylece kış huzur içinde geçti, ve insanlar şöyle dediler: "Brethil’in Kara Kılıç’ı çok yaşa, tüm düşmanlarımızı yendik." Níniel rahatladı, Turambar’ın böyle anılması onu çok sevindirmişti; fakat o düşünceler içinde oturdu ve yüreğine şöyle dedi: "Artık sınav çok yakın, ya gururum beni yüceltecek ya da tamamen yok edecek. Daha fazla kaçmayacağım. Turambar olarak kalacağım ve kendi irademle bu kötü kaderimi alt edeceğim – aksi takdirde herşey biter. Fakat bitse de devam da etse, sonunda Glaurung’u öldüreceğim."

Yine de huzursuzdu, yürekli adamlardan oluşan bir öncü grubunu uzaklara gönderdi. Çünkü gerçekte hiçbir söz söylenmemiş olsa da şimdi istediği şeyleri emredebiliyordu, sanki Brethil’in efendisi gibiydi, ve kimse Brandir’i önemsemiyordu.

Bahar ümit verici bir şekilde geldi, insanlar çalışırken şarkılar söylediler. Fakat o bahar Níniel düşünceler içine daldı, yüzü solgunlaştı ve rengini kaybetti, ve tüm mutluluğu sönüp yok oldu. Ve çok kısa bir süre sonra Teiglin’in ötesine gitmiş olan adamlardan tuhaf haberler geldi, Nargothrond’a doğru uzanan arazinin ormanlarında çok büyük yangınlar vardı, insanlar bunun ne olabilecğini merak ettiler.

Çok geçmeden yeni haberler geldi: yangınlar kuzeye doğru yayılıyordu ve elbette hepsini Glaurung çıkartıyordu. Çünkü Nargothrond’dan ayrılmıştı, bazı görevler için yeniden harekete geçmişti. O zaman daha ahmak ya da daha umutlu olanlar şöyle dedi: "Ordusu yok edildi, en sonunda onun da aklı başına geldi ve şimdi geldiği yere geri dönüyor." Ve diğerleri şöyle dedi: "Ümit edelim de yanımızdan geçip gitsin." Fakat Turambar’ın böyle bir ümidi yoktu, ve Glaurung’un kendisini aramaya geldiğini biliyordu. Níniel yüzünden düşüncelerini gizlemiş olsa da, gece gündüz şimdi ne yapacağına dair düşünceler içindeydi; ve bahar yaza döndü.

Bir gün dehşet içindeki iki adam Ephel Brandir’e döndü, çünkü Büyük Solucan’ın kendisini görmüşlerdi. "Bu gerçek, lordum," dediler Turambar’a, "şimdi Teiglin’e yaklaşıyor ve hiçbir tarafa dönmüyor. Büyük bir yangının tam ortasında bekliyor, etrafındaki ağaçlardan dumanlar yükseliyor. Leş kokusu dayanılamayacak kadar kötü. Nargothrond’a kadar olan fersahlarca mesafede bıraktığı yıkım izi görülebiliyor, bize öyle geldi ki, ilerlediği yol değişmeyecek, doğruca buraya geliyor. Şimdi ne yapılabilir?"

"Az şey," dedi Turambar, "fakat yapılacak bu az şeyi daha önce düşünmüştüm. Getirdiğiniz bu haberler bana korkudan çok umut verdi, çünkü söylediğiniz gibi dümdüz ilerliyorsa ve yolundan sapmayacaksa, o halde güçlü yürekleri olanlar için bazı önerilerim olacak." Daha fazla konuşmadığı için adamlar meraklandılar; fakat yine de onun sarsılmaz duruşu onlara cesaret vermişti. 25

Teiglin nehri, Ered Wethrin’den aşağı Narog kadar hızla akıyordu, fakat ilk olarak alçak kıyıların arasında, Geçişler’den sonrasına kadar, diğer ırmaklardan gelen sularla gücünü arttırıyor, Brethil Ormanı’nın yer aldığı yüksek yaylaların etekleri boyunca kendine bir yol açıyordu. Buradan sonra, kayadan devasa duvarları olan derin vadiler arasında yoluna devam ediyordu, fakat yarık aşağıda iyice daralıyor ve su burada muazzam bir kuvvet ve gürültüyle akıyordu. Ve Glaurung’un gittiği yol bu boğazların birinden geçiyordu, en derini değil fakat en dar olanıydı ve Celebros’un hemen kuzeyinde bulunuyordu. Bu nedenle Turambar üç kuvvetli adamı Ejder’in hareketlerini izlemeleri için kayalıkların kenarına göndermişti; fakat kendisi Nen Girith şelalesine at sürecekti, oradan haberleri en hızlı şekilde alabilir ve uzak toprakları rahatlıkla gözleyebilirdi.

Fakat ilk olarak ormanadamlarını Ephel Brandir’de toplayarak onlara şöyle konuştu:

"Brethil’li İnsanlar, yalnızca güçlü bir yüreğin karşısında durabileceği ölümcül bir tehlike üstümüze geliyor. Fakat bu sefer sayımız bize avantaj sağlamayacak; kurnaz olmalı ve iyi bir talihin bizi beklemesini umut etmeliyiz. Eğer tüm kuvvetimizle tıpkı bir Ork ordusuna karşıymış gibi Ejder’e karşı yürürsek, kendimize ölümden başka bir şey getirmeyiz ve tabii ki eşlerimizi ve akrabalarımızı da savunmasız bırakmış oluruz. Bu yüzden size burada kalmanızı ve savaşa hazırlanmanızı söylüyorum. Çünkü eğer Glaurung gelirse, burayı terk etmeli ve uzaklara dağılmalısınız, böylelikle bazılarınız kaçıp yaşamaya devam edebilir. Kuşkusuz, eğer yapabilirse, kalemize ve evlerimize kadar gelecek, yıkıp yok edecek, fakat daha sonra burada kalmayacak. Tüm hazinesi Nar¬gothrond’da yatıyor, ve orada güven içinde yatıp büyüyeceği derin mağaralar var."

O zaman insanlar dehşete kapıldılar ve hepsinin yüzleri asıldı, çünkü Turambar’a güveniyorlardı ve ondan daha umut dolu sözler bekliyorlardı. Fakat o şöyle dedi: "Hayır, bu en kötüsü. Ve eğer tavsiyelerim ve talihim beni yanıltmazsa, böyle şeyler başımıza gelmeyecek. Çünkü yıllar boyunca kötülük ve kuvvette büyümüş olsa da, ben bu Ejder’in yenilmez olduğuna inanmıyorum. Onun hakkında biraz bilgim var. Onun kudreti, bedeninin gücünden çok içinde yaşayan kötü ruhtan kaynaklanıyor. Ben henüz bir çocukken, Nirnaeth zamanında savaşmış kimselerden bana anlatılan bir hikayeyi duymanızı istiyorum. Orada Cüceler onun karşısında duruyorlarmış ve Belegost’lu Azaghâl onu çok derin bir şekilde yaralamış ve Angband’a geri kaçırmış. Fakat burada Azaghâl’ınkinden daha keskin ve daha uzun bir kılıç var."

Ve Turambar Gurthang’ı kınından çekip çıkardı, başının üzerine kaldırdı, ve o an ona bakanlara Turambar’ın elinden gökyüzüne doğru sıçrayan bir alev görmüşler gibi geldi. Birden yüksek bir sesle haykırdılar: "Brethil’in Kara Kılıç’ı!"

"Brethil’in Kara Kılıç’ı," dedi Turambar: "bundan korkabilir. Şunu bilin: bu, Ejder’in (ve denilir ki, tüm soyunun) kötü kaderidir, üstünü kaplayan zırh, demirden daha sert olsa da, altında bir yılanınki gibi yumuşak bir karnı var. Bu yüzden, Brethil’li İnsanlar, şimdi bir şekilde Glaurung’un karnını aramaya gidiyorum. Kim benimle gelecek? Güçlü kollara ve ondan daha güçlü yüreklere sahip adamlara ihtiyacım var."

Dorlas öne çıktı ve şöyle dedi: "Seninle geleceğim, lordum; çünkü bir düşmanı beklemektense onun önüne çıkmayı tercih ederim."

Fakat başka kimse çağrıya bu kadar hızlı yanıt vermedi, çünkü Glaurung’un dehşeti üzerlerine sinmişti, ve onu gören gözcülerin anlattıkları hikayeler gün geçtikçe onu daha da korkunç gösteriyordu. O zaman Dorlas şöyle bağırdı: "Dinleyin, Brethil’li İnsanlar, bu düşman karşısında Brandir’in tavsiyelerinin boşuna olduğu şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Saklanarak kurtulamayız. Hiç biriniz Handir oğlunun yerini almayacak mı? Haleth Hanedanı’na utanç yaşattırmayın." Böylece yüksekteki bir koltukta oturan, topluluğun efendisi konumundaki fakat önemsenmeyen Brandir küçük görülmüş oluyordu, ve yüreği incinmişti; çünkü Turambar, Dorlas’ın sözlerine sessiz kalmıştı. Fakat Brandir’in akrabası Hunthor ayağa kalktı ve şöyle konuştu: "İçinde kötülük gizli, Dorlas, böyle konuşarak efendini utandırıyorsun, o yüreğinin arzuladıklarını bacaklarını etkileyen felaket yüzünden yapamıyor. Bir dahaki sefere aynı şeyin senin başına gelmemesi için dikkat et! Ve nasıl onun tavsiyelerinin boşuna olduğunu söylersin, hiç uygulanmadılar ki. Siz, efendim, hiç ısrarcı olmadınız. Size Glaurung’un Nargothrond’dan önce üzerimize geleceğini söylüyorum, çünkü yaptıklarımız bize karşı geldi. Fakat bu düşman gelmeden önce, izninizle Handir oğlu, Haleth Hanedanı’ndan biri olarak ben gideceğim."

Turambar şöyle dedi: "Üç kişi yeterli! Yanıma ikinizi alacağım. Fakat, lordum, sizi küçük görmüyorum. Bakın! Çok hızlı yol almalıyız, ve görevimiz kuvvetli bacakları gerektiriyor. Bence sizin yeriniz halkınızın yanı. Çünkü bilgesiniz, bir şifacısınız; ve belki de yakın zamanda bilgiye ve şifaya çok ihtiyaç duyulabilir." Fakat bu sözler, doğru da olsa, Brandir’in fikrini değiştirmemişti, ve Hunthor’a şöyle dedi: "Git öyleyse ama benim iznimi bekleme. Çünkü bu adamın üzerinde bir gölge uzanıyor ve bu seni kötülüğe sürükleyecek."

Turambar gitmek için acele ediyordu; fakat elveda demek için Níniel’e geldiğinde, o üstüne sıkıca yapıştı ve acıyla göz yaşı döktü. "Daha ileri gitme, Turambar, sana yalvarıyorum!" dedi. "Kaçtığın gölgeyle savaşma! Hayır, hayır, kaçmaya devam et ve beni de yanında götür, uzaklara!"

"Níniel en sevdiğim," diye yanıtladı, "daha fazla kaçamayız, sen ve ben. Bu topraklarda kısılıp kaldık. Ve ben, bize arkadaşlık eden bu insanları geride bırakıp gidecek olsam bile, seni yaban topraklara sürükleyemem. Bu senin ve çocuğumuzun ölümü demek. Aramızda yüz fersah mesafe olabilir ve hala Gölge’nin erişebileceğinden ötede bulunan topraklar var. Fakat yürekli ol, Níniel. Çünkü sana diyorum ki: ne sen ne de ben, bu Ejder ya da Kuzey’in herhangi bir düşmanı tarafından katledilmeyeceğiz." O zaman Níniel ağlamayı kesti ve sessizce çöküp kaldı, fakat ayrılırlarken verdiği öpücük soğuktu.

Sonra Turambar, Dorlas ve Hunthor ile birlikte hızla Nen Girith’e doğru yola koyuldu, ve oraya vardıklarında güneş batıya ilerliyordu, gölgeler uzamıştı; gözcülerden son ikisi orada onları bekliyordu.

"Yeterince erken gelemediniz, lordum," dediler. "Çünkü Ejder geçip gitti, ve biz ayrıldığımızda çoktan Teiglin’in kayalıklarına varmıştı, nefretle suyun öte yanına bakıyordu. Gece boyunca ilerliyor, yarın şafak sökmeden önce amacını gerçekleştireceğini sanıyoruz."

Turambar Celebros şelalelerine doğru baktı ve güneşin batmaya başladığını gördü, nehrin sınırları boyunca kara dumanlar yükseliyordu. "Kaybedecek zaman yok," dedi; "lakin bu haberler kötü değil. Çünkü onun etrafta gezineceğinden korkuyordum; kuzeye geçip Geçişler’e ve tabii ki eski yola gelseydi, o zaman umudumuz yok olacaktı. Fakat şimdi öfkesi ve kötlüğü onu doğruca buraya sürüklüyor." Fakat böyle konuşsa da, derin düşüncelere daldı: "Yoksa böylesine kötü ve şeytani bir yaratık Geçişler’den uzak mı durur, tıpkı Orklar gibi? Haudh-en-Elleth! Finduilas hala benim ve kötü kaderimin arasında mısın?"

Sonra arkadaşlarına dönerek şöyle dedi: "Görevimiz bizi bekliyor. Biraz daha beklemeliyiz; çünkü bu durumda çok acele etmek, çok geç kalmak kadar tehlikeli olabilir. Akşam karanlığı çöktüğünde tüm gizliliğimizle olabildiğince sessiz Teiglin’e gideceğiz. Fakat dikkatli olun! Çünkü Glaurung’un kulakları gözleri kadar keskindir – ve ölümcül elbette. Eğer farkedilmeden nehre ulaşırsak, yarıktan aşağıya inmeliyiz, ardından suyu aşıp onun harekete geçeceği yere varırız."

"Fakat daha ileri nasıl gidebilir?" dedi Dorlas. "Kıvrak olabilir, fakat o büyük bir Ejder, ve nasıl olur da bir kenardan aşağıya inip diğerinden tekrar yukarı tırmanabilir? Ve eğer bunu yapabilirse, bizim aşağıda köpüren suda ne gibi bir avantajımız olabilir?"

"Belki bunu yapabilir," diye yanıtladı Turambar, "ve tabii ki şayet yaparsa, bu bizim için felaket olur. Fakat ondan öğrendiklerimden ve şu an bulunduğu yerden dolayı bir umudum var, onun amacı bunu yapmak değil. Cabed-en-Aras’ın kenarına gelecek, senin de söylediğin gibi bir geyik Haleth’li avcılardan kaçarken buradan atlamıştı. Onun çok büyük bir gövdesi var, bence kendisini karşı tarafa fırlatmaya çalışacak. Bütün umudumuz bu ve buna güvenmek zorundayız.

Dorlas'ın yüreğindeki güç bu sözlerle eridi; çünkü tüm Brethil topraklarını herkesten daha iyi biliyordu, ve Cabed-en-Aras kesinlikle çok sinir bozucu bir yerdi. Doğu kıyısı oniki metrelik, çıplak fakat tepesinde bir miktar ağaç büyümüş olan sarp bir yamaçtı; diğer kıyı sarmaşık ağaçlar ve çalılıklarla örtülü, daha az sarp ve daha alçak olan bir bayırdı, fakat iki kıyı arasında su, kayaların içinden çılgınca akıyordu, cesur ve güçlü bir adam gündüz vakti sudan karşıya geçebilecek olsa da, gece böyle bir şeye cesaret etmek çok riskliydi. Fakat bu Turambar’ın önerisiydi ve ona karşı çıkmak fazydasızdı.

Bu yüzden günbatımında ayrıldılar, doğruca Ejder’in üzerine gitmediler, fakat ilk olarak Geçişler’e giden yolu aştılar; sonra, çok fazla uzağa gitmeden önce dar bir patikadan güneye doğru döndüler ve Teiglin’in üzerinde bulunan ağaçların alacakaranlığının içinden geçtiler. 26 Ve adım adım, etrafı dinlemek için sık sık durarak, Cabed-en-Aras’a yaklaştıklarında, yangının kötü kokusu burunlarına geldi, leş kokusu midelerini bulandırdı. Fakat herşey ölümcül bir sükunet içindeydi ve havada en ufak bir kıpırdanma yoktu. Doğuda ilk yıldızlar parıldadılar, soluk duman sütunları Batı’daki son ışığın karşısında dimdik ve dalgalanmadan gökyüzüne doğru yükseldiler.

Turambar giderken Níniel bir taş kadar sabit bir şekilde dikildi-fakat Brandir ona gelip şöyle dedi: "Níniel, korkman gerekene kadar en kötüsünden korkma. Fakat ben sana beklemeni öğütlememiş miydim?"

"Öğütlemiştin," diye yanıtladı. "Lakin bunun bana ne yararı dokunacak? Çünkü evlilik olmazsa aşk acı çeker."

"Biliyorum," dedi Brandir. "Lakin evlilik her şey demek değildir."

"İki aydır onun çocuğunu içimde taşıyorum," dedi Níniel. "Fakat onu kaybetme korkusu bundan daha ağir gelmiyor. Seni anlamıyorum."

"Ben de kendimi anlayamıyorum," dedi. "Lakin korkuyorum."

"Çok iyi teselli ediyorsun!" diye bağırdı. "Fakat Brandir, dostum: evli olayım ya da olmayayım, anne olayım veya olmayayım, korkum dayanma sınırının ötesine geçti. Kadersizliğin Efendisi kötü kaderiyle çarpışmaya gitti, ben nasıl burada kalır ve iyi ya da kötü ama geç gelecek haberleri beklerim? O belki de bu gece Ejder’le karşılaşacak, ve ben geçecek o korkunç saatler boyunca nasıl sabredeceğim?"

"Bilmiyorum," dedi, "fakat o saatler bir şekilde geçmeli, hem senin hem de onunla birlikte gidenlerin eşleri için."

"Bırak onlar canları ne isterse onu yapsınlar!" diye bağırdı. "Fakat ben buradan gideceğim. Benimle efendimi bekleyen tehlike arasında millerce mesafe olmayacak. Haberleri almak için gideceğim!"

O zaman Brandir'in korkusu onun bu sözleriyle daha da derinleşti, ve şöyle bağırdı: "Eğer sana engel olmayı başarabilirsem seni hiçbir yere göndermeyeceğim. Çünkü böyle yaparak tüm öğütleri tehlikeye atmış oluyorsun. Eğer kötülük gelecek olursa aranızdaki uzun mesafe kaçmak için zaman kazandıracak."

"Eğer kötülük gelecek olursa, kaçmayı dilemeyeceğim," dedi. "Ve artık senin bilgeliğinin bir anlamı kalmadı, bana engel olamayacaksın." Ve Ephel’in açık düzlüğünde toplanmış olan halkın önünde dikilerek şöyle bağırdı: "Brethil’li İnsanlar! Burada beklemeyeceğim. Eğer efendim başarısız olursa, o zaman tüm umutlar boşa çıkar. Topraklarınız ve ormanlarınız tamamen yok edilir, evleriniz küller içindeki harabelere döner, ve hiçbiriniz ama hiçbiriniz kaçamazsınız. Bu yüzden niçin burada oyalanalım? Şimdi haberleri ve gelebilecek olan felaketi öğrenmeye gidiyorum. Benimle aynı fikirde olanlar peşimden gelsin!"

Onunla gitmek isteyen pek çok kişi vardı: Dorlas ve Hunthor’un eşleri, sevdikleri Turambar’la beraber gittikleri için ona katılmak istediler, diğerleri Níniel’e acıyıp ona yoldaşlık etmek istedikleri için; ve pek çoğu da Ejder hakkında söylenenler ilgilerini çektiği için, cesaretleri ya da ahmaklıkları (düşman hakkında az şey biliyorlardı) onlara tuhaf ve zafer dolu olaylar göreceklerini düşündürüyordu. Çünkü gerçekten Kara Kılıç öylesine yücelmişti ki, bazıları Glaurung’un bile onu yenemeyeceğine inanıyordu. Bu yüzden büyük bir topluluk halinde, anlayamadıkları bir tehlikeye doğru hızlı bir şekilde yola koyuldular; çok az dinlenerek yol aldıkları için sonunda yorgun düştüler, gece çöktüğünde, Turambar’ın ayrılışından az bir zaman sonra Nen Girith’e varmışlardı. Fakat gece soğuk bir danışmandır, çoğu ne kadar hızlı geldiklerini farkedince hayrete düştü; ve orada kalan gözcülerden Glaurung’un ne kadar yakında olduğunu ve Turambar’ın gözü dönmüş amacını duyduklarında yürekleri ürperdi, daha ileriye gitmeye cesaret edemediler. Bazıları meraklı gözlerle Cabed-en-Aras’a doğru baktı, fakat hiçbir şey göremediler, ve şelalelerin soğuk sesinden başka hiçbirşey duyamadılar. Níniel onlardan ayrıldı, vücudunu korkunç bir titreme esir almıştı.

Níniel ve ona eşlik edenler gittiğinde Brandir kalanlara şöyle dedi: "Nasıl küçük düşürüldüğümü ve tüm önerilerimin nasıl saygısızca geri çevirildiğini görün! Turambar sizin efendiniz olsun, zaten tüm yetkimi almış durumda. Çünkü şimdi ben hem efendiliğimi hem de halkımı terk ediyorum. Artık beni ne tavsiye ne de şifa için hiçbir zaman aramayın!" Ve sonra asasını kırdı. Kendi kendine şöyle düşündü: "Artık bana hiçbir şey kalmadı, Níniel’in aşkı hariç: bu yüzden o nereye giderse, bilgece ya da ahmakça, ben de gitmeliyim. Bu karanlık saatlerde hiçbir şey önceden görülemez; fakat eğer yakınında olursam hala onu düşmandan uzakta tutmak için bir şansım olabilir."

Kısa bir kılıç kuşandı, daha önce nadiren böyle birşey yapmıştı, ve koltuk değneğini alarak gidebildiği kadar hızla Ephel’in kapısını aştı, topallayarak uzun patika boyunca Brethil’in batısına doğru gidenlerin ardından yürüdü"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Bitmemiş Öyküler Çevirileri. Hakkında
· Yayınlayan Editör: iarwainbenadar
· Ana Sayfa


Bitmemiş Öyküler Çevirileri. Hakkında en çok okunan :
Galadriel ve Celeborn’a Dair


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Bitmemiş Öyküler: Glaurung`un Gelişi" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 5 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: Glaurung`un Gelişi (Puan: 1)
Gönderen Thoron_the_Dark_Knight Tarih: Ağustos 02, 2005 - 17:42:25
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
egrçektende okurken ayrı bir zevk aldım sakın kesme hep böyle devam et ellerin dert görmesin::::


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Glaurung`un Gelişi (Puan: 1)
Gönderen ILuvatar-eru Tarih: Ağustos 22, 2005 - 16:48:59
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
gerçekten güzel bir çeviri olmuş dostum.bir solukta okudum.ellerine sağlık...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Glaurung`un Gelişi (Puan: 1)
Gönderen _Arwen_Undomiel_ Tarih: Temmuz 21, 2005 - 12:44:42
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Aragorn-2 çok güzel ve akıcı bir hikayeyi çevirdiğin için teşekkür etmeliyim sana... devam etmeni dilerim...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Glaurung`un Gelişi (Puan: 1)
Gönderen iarwain-ben-addar (iarwain@yuzuklerinefendisi.com) Tarih: Temmuz 21, 2005 - 11:46:52
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) http://www.yuzuklerinefendisi.com
Okumak, düzenlemek, yayınlamak, Bana gerçekten büyük bir keyif veriyor. Çok teşekkürler. Ellerin dert görmesin.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Glaurung`un Gelişi (Puan: 1)
Gönderen kribensis Tarih: Mayıs 12, 2006 - 10:59:32
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Çok güzel, çeviri bence çok başarılı. Haddim olmayarak tebrik ederim.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012