Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 36 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Mart 21, 2013 - 08:08:57
· Kızıl Yolculuk (1)

Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)


Eski Yazılar

Bitmemiş Öyküler: Erebor Arayışı
Yayınlanma tarihi Mart 22, 2004 - 15:39:02 Gönderen iarwain-ben-addar-

Bitmemiş Öyküler Çevirileri. Anaglareb göndermiş "
III
<EREBOR ARAYIŞI




Bu öykü’nün tam olarak anlaşılması Yüzüklerin Efendisi’nde Ek A’daki (III, Durin’in Halkı)anlatıya bağlıdır, ve bu sadece bir anahttır.



Cüceler Thrór ve oğlu Thráin (Thráin’in oğlu Thorin ile birlikte, sonradan Meşekalkan denmiştir) Ejderha Smaug Yalnız Dağ’a (Erebor) hücum ettiğinde gizli bir kapıdan kaçmışlardı. Thrór Moria’ya, Thráin’e Cücelerin Yedi Yüzüğünün sonuncusunu verdikten sonra geri döndü ve orada, onun alnına ismini dağlayan Ork Azog tarafından öldürüldü. Bu cüceler ve orklar arasındaki, 2799 yılındaki Moria’nın Doğu Kapısından önce, Azanulbizar (Nanduhirion) Büyük savaşıyla biten savaşa öncülük etti. Daha sonra Thráin ve Thorin Meşekalkan Ered Luin’de yaşadılar, ama 2841 yılında Thráin oradan ayrıldı ve Yalnız Dağa geri döndü. Anduin’in doğu yakasındaki arazilerde dolaşırken yakalandı ve Dol Guldur’da hapsedildi, ki burada ondan yüzüğü de alınmıştır. 2850’de Gandalf Dol Guldur’a tam Thráin ölmeden önce girdiğinde Sauron’un gerçekten oranın efendisi olduğunu keşfetti.





Buradaki yazının sonrasında açıklandığı üzere“Erebor Arayışı”nın birden fazla versiyonu vardır. Bir önceki versiyonda da oldukça önemli bir bölüm verilmiştir.



Şu an bulunan yazının giriş cümlelerinin öncesinde bir şey bulamadım(“O, o günden daha fazla söz etmezdi”).Buradaki giriş cümlelerindeki “O” Gandalf, “biz” ise Frodo,Peregrin,Meriadoc ve Gimli, ve “Ben” ise konuşmada kayıtları tutan Frodo’dur; olay Minas Tirith’de bir evde geçmektedir ve zamanı Kral Elessar’ın taç giyme töreninden sonradır.






***



O, o günden daha fazla söz etmezdi. Ama sonra biz konuyu tekrar ortaya attık ve o bize bütün ilginç olayı anlattı, Erebor yolculuğunu nasıl düzenlediğini, neden Bilbo’yu düşündüğünü ve gururlu Thorin Meşekalkan’ı gruba katılmaya ikna ettiğini.Bütün hikayeyi şu an hatırlamıyorum, ama hepimiz Gandalf’ın Batı’nın Gölge’ye karşı sadece savunma yapması gerektiğine inandığı günlerden başlamasında karar vermiştik.




“O sıralar çok rahatsız bir durumdaydım,” dedi, ”çünkü Saruman bütün planlarımı engelliyordu. Üstelik Sauron’un yeniden ortaya çıktığını ve kendini yakında göstereceğini ,ve onun büyük bir savaşa hazırlandığını biliyordum. Peki bu savaşa nasıl başlayabilirdi? Acaba ilk başta Mordor’u yeniden ele mi geçirirdi, yoksa düşmanın ana kalelerine mi saldırırdı? Sonra düşündüm, ve şu an eminim ki, gerçek planı, yeterli gücü toplar toplamaz Lórien ve Ayrıkvadi’ye saldırmaktı.Bu onun için en iyi plan ve bizim için de en kötüsü olurdu.




“Onun Ayrıkvadi’ye ulaşamayacağını düşünebilirsiniz, ama ben öyle düşünmüyorum. Kuzeydeki durum çok kötüydü. Dağ’ın altındaki Krallık ve güçlü Dale İnsanları yoktu. Sauron’un Eski Angmar düzlüklerine çıkan dağların kuzey geçitlerini tekrar ele geçirmek için göndereceği kuvvetlere karşı koyabilecek sadece Demir Dağlar’daki Cüceler vardı ve onların ardında ise sadece terkedilmişlik ve bir Ejderha vardı. Sauron Ejderhayı çok büyük ve kötü bir etkiyle kullanabilirdi. Kendime sık sık şöyle derdim: ”Smaug’la anlaşma yapmak için bir yol bulmalıyım. Ama Dol Guldur’a karşı doğrudan bir hareket için daha zaman var. Sauron’un planlarını bozmalıyız. Bunu Divan’ın görmesini sağlamalıyım.’




“Bunlar benim yollar boyunca yürürken karamsar düşüncelerimdi. Yorulmuştum ve kısa bir tatil için Shire’a gidiyordum, yirmi yıldan daha fazladır gitmemiştim. Eğer bunları kafamdan atarsam, bu sorunun üstesinden gelebilecek bir yol bulacağımı düşünmüştüm. Gerçekten de buldum, ama bunları aklımdan atmaya iznim yoktu.




“Tam Bree’ye yaklaşmışken, Shire’ın kuzeybatı sınırında sürgünde olan Thorin Meşekalkan’a(1) rastladım. Şaşkın bir durumdaydım ,benimle konuştu; işte bu an gelgitin dönüş anıydı.




“O da endişeliydi, o kadar endişeli ki gerçekten benim tavsiyemi istedi . Ben de onunla Mavi Dağlar’daki salonlarına gittim, ve onun uzun öyküsünü dinledim. Çok geçmeden kalbinin sıkıntıda olduğunu çünkü yanlışları hakkında kara kara düşündüğünü anladım, atalarının hazinelerinin kaybı ve atalarından devraldığı Smaug’dan intikam alma görevinin yükü onu sıkıntıya sokuyordu. Cüceler böyle görevleri çok ciddiye alırlar.




“Ona yapabilirsem yardım edeceğime söz verdim. Ben de onun kadar Smaug’un sonunu görmeye istekliydim, ama Thorin’in bütün planları kavga ve savaş üzerineydi, gerçek Kral İkinci Thorin gibi,gerçek bir Cüce ,ama ben bunda bir ümit göremiyordum. Ondan ayrıldıktan sonra Shire’a doğru yola çıktım, bu arada da haberlerin bir bölümünü aldım. Bu oldukça garip bir işti, ben de ‘şansım’ı takib etmekten başka birşey yapamazdım, ve yolda bir sürü hata yaptım.




Her nasılsa uzun zaman önce Bilbo’dan etkilenmiştim, bir çocuk olarak, ve genç bir hobbit olarak: onu en son gördüğümde daha yaşına gelmemişti. Aklımda hep sabırsızlığıyla, parlak gözleriyle, öyküleri sevmesiyle, ve Shire dışındaki dünya ile ilgili sorularıyla yer etmiştir. Shire’a geldiğimden kısa süre sonra onunla ilgili haberler duydum. Hakkında konuşulan birisi olmuş gibi görünüyordu. Annesi ve babası Shire’lılar için erken , seksenli yaşlarında ölmüşlerdi,ve o da hiç evlenmemişti. Biraz kaçık gibi büyümüş, dediler, ve yalnız başına gezmeye gidermiş. Yabancılarla konuşurken görülmüş Cücelerle bile.




“Cücelerle bile!’Birden bire üç şey aklımda bir araya geldi: açgözlü büyük Ejderha ve onun keskin koku ve işitme duyuları, güçlü, ağır botlar giyen, eski, yanan kıskançlıklarıyla Cüceler; ve hızlı, yumuşak ayaklı ve geniş dünyayı bir kere görmek için deli olan (öyle düşündüm) bir Hobbit . Kendi kendime güldüm; ama Bilbo’yu, yirmi yılın ona ne kötülükler yaptığını ve dedikoduların gerçeklik payı var mı görmeye gittim. Ama o evde değildi. Hobbitköy’da O’nu sorduğumda kafalarını salladılar. ‘Yine gitti’ dedi bir Hobbit. Bu bahçıvan Holman’dı yanılmıyorsam.(2)’Yine gitti. Bir gün dikkatsiz olmasa öbür tarafa gidecek ya. Nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sordum, Bilmiyorum dedi ve bana garip garip baktı. Bu onlarla tanışıp tanışamayacağıma bağlı, Holman, dedi. Yarın Elflerin Yeni Yılı!(3) Yazık, çok nazik bir adamdı. Yaylalardan Nehre kadar daha iyi birisini bulamazdınız.’




“İyiden de iyi!’ diye düşündüm. ‘Sanırım bu kadar risk almalıyım.’ Zaman daralıyordu. En geç Ağustos’ta Ak Divan’la beraber olmalıydım, yada Saruman kendi işini görmeli ve hiçbir şey olmamalıydı. Ve büyük sorunlardan ayrı olarak, bu, yolculuğun ölümcül tehlikesini de ortaya çıkarıyordu: Dol Guldur’daki güç, tabi yokedecek bir kuvveti olmadıkça, Erebor’da hiçbir girişimi engellemeden bırakmazdı.




“Ben de aceleyle Thorin’e, onu bu zor göreve ikna etmek ve onun “yüce” planlarını bir kenara koyup, sessizce hareket etmeleri gerektiğini inandırmaya çalışmak için, geri döndüm, - ve Bilbo’yu da yanına alması için, ama önce Bilbo’yu görmeden. Bu bir hataydı, ve neredeyse feci sonuçlar doğuracaktı. Tabi bunlar Bilbo için geçerli değildi. En azından giderek açgözlü oluyor ve şişmanlıyordu, ve eski arzuları giderek küçülüp ve sadece kişisel bir rüya olma yolundaydı. Bunun hakikaten gerçekleşmesi tehlikesinden daha dehşet verici bir olay düşünemiyorum! Bütün bütün sersemleşmiş, ve kendini tam bir aptal etmişti. Hoş, Thorin bir öfkeyle kalkıp gidebilirdi ya, benim garip “şansım”a, bir ara bahsedeceğim bundan.




“Ama siz olayların nasıl geliştiğini zaten biliyorsunuz, Bilbo’nun olayları nasıl gördüğü nispetinde. Öykü, ben yazsaydım daha farklı gelebilirdi kulaklarınıza. Anlayamadığı bir şey Cücelerin onun ne kadar akılsız olduğunu düşünmeleriydi, bir diğeri ise onların bana ne kadar kızgın olduklarıydı. Bilbo’nun tam olarak kavrayamamış olmasıyla birlikte Thorin hepsinden daha kızgın ve kibirli davranıyordu. Gerçekten de başlangıçtan beri çok kibirliydi, ve benim bütün işi çok basit planladığımı ve kendisiyle alay ettiğimi düşünüyordu. Durumu kurtaran sadece harita ve anahtardı.




“Ancak yıllar boyu bu konu üzerinde düşünmemiştim. Ta ki Shire’a varana ve Thorin’in öyküsünü enine boyuna düşünmeye zamanım olana kadar. İşte o zaman ellerime konan garip şansı hatırladım ama bu daha fazla şansmış gibi gelmiyordu. Doksanbir yıl önce yaptığım tehlikeli bir yolculuğu hatırladım: Dol Guldur’a gizlenerek girdiğim sırada çukurlarda ölmekte olan umutsuz bir Cüce’ye rastlamıştım. Onun kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. İşte o Cücenin Durin’in Halkına ait bir haritası ve o haritayla alakalı olduğu anlaşılan bir anahtarı vardı. Açıklamaya çalıştı ama anlamlı olmaktan çok uzaktı. Ve sadece onun bir Alî Yüzüğe sahip olduğunu öğrenebildim.




“Neredeyse bütün saçmalıkları bundan ibaretti. Yedilerin sonuncusu dedi tekrar takrar. Fakat bunların bir çok anlamı olabilirdi. Mesela kaçarken yakalanmış bir haberci hatta daha iyi bir hırsız tarafından yakalanmış bir hırsız bile olabilirdi. Ancak o haritayı ve anahtarı bana verdiğinde ‘Oğlum için’, dedi ve sonra öldü. Çok geçmeden oradan kaçtım ve bana verdiklerini sakladım. Kalbimin sesi bana onları hep yanımda ve güvende tutmamı öğütlüyordu, ama çok geçmeden unutmuştum.Çünkü Dol Guldur’da, Erebor’daki tüm hazinelerden daha önemli ve tehlikeli bir görevim vardı.




“Şimdi hepsini yeniden hatırlıyorum, ve, o sıralar ne Thráin’in ne de Thorin’in adını koyabildikleri, İkinci Thráin’in(4) son sözlerini şimdi daha iyi anlıyorum; ve Thorin elbette ki ne babasının başına neler geldiğini biliyor, ne de ‘Yedi Yüzük’ün sonuncusu’ hakkında kafa yoruyordu. Bir planım ve Thorin’in hikayesine gore Erebor’un gizli girişinin, Thrór ve Thráin’in sayesinde kaçtıkları bir anahtarı vardı. Ve bunları iyi sakladım ve hiçbir özel plan yapmadan, bunların yararlı olacağı zamanı beklemeye koyuldum.




“Neyse ki, bunları kullanma konusunda bir hata yapmadım. Shire’da dediğiniz gibi onları, yenlerimde sakladım, ta ki bütün işler umutsuz gözükene kadar. Ne zaman ki Thorin benim planıma göre hareket etmeye gönüllü oldu, işte o zaman gizli yolculuğumuz bir şekilde iyi gitmeye başladı. Bilbo hakkında ne düşündülerse bu kendiliğinden yok oldu. Gizli bir kapının, sadece Cücelerce bulunabilecek bir kapının, varlığı bu işi kolaylıştırıyordu. En azından Ejderha’nın ne yaptığını anlayabilir, belki de altınlardan birazını geri alabilir, yada kalplerindeki güçlü istek duygusunu yumuşatacak birkaç ata yadigarı alınabilirdi.




“Ama bu benim için yeterli değildi.Yüreğimde Bilbo’nun onlarla gitmesi gerektiğini biliyordum, yada bütün arayış başarısızlıkla sonuçlanabilirdi – veya, şimdi söylemeliyim – , yolda karşılaşacağımız, çok daha büyük olaylar gerçekleşmeyebilirdi. Yani halen onu da yanında götürmesi için Thorin’i ikna etmek zorundaydım. Sonradan yolda o kadar tehlike atlatmamıza rağmen, yolculuğun en zor kısmı işte bu kısımdı. Bilbo yattıktan sonra, gece uzun süre tartıştık, ama bir sonraki sabaha kadar bir anlaşmaya varamamıştık.




“Thorin oldukça şüpheci ve kibirli davranıyordu. ‘O yumuşak’ dedi homurdanarak. ‘Shire çamuru gibi yumuşak ve aptal. Annesi çok erken öldü. Kendi kendine çok yanlış bir oyun oynuyorsun Üstad Gandalf. Artık eminim ki bana yardım etmekten başka amaçların da var.’




“’Çok haklısın,’dedim. ‘Başka bir amacım olmasaydı, şu an sana yardım ediyor da olmazdım. Kendi işlerin sana çok büyük görünebilir, ama kocaman bir örümcek ağında incecik bir iplik aslında. Ben ise bütün ipliklerle ilgileniyorum. Ve bu da benim tavsiyelerimi daha da önemli hale getiriyor, daha az değil.’ Dedim ve sözümü büyük bir güçle bitirdim. ’Beni Dinle Thorin Meşekalkan!’ dedim. ‘Eğer bu Hobbit sizinle gelirse, başarırsınız. Yok gelmezse hayal kırıklığına uğrarsınız. Bu benim öngörüm, ve seni uyarıyorum.’




“’Şanını biliyorum, Gandalf,’ diye cevap verdi Thorin. ‘Umarım hak edilmiş bir ündür. Ama Hobbit’inin yaptığı bu aptalca işler beni, senin nasıl bir öngörüye sahip olduğun konusunda ve öngörü yerine delirip delirmediğine dair, düşündürüyor. Belki de bu kadar olay zekanı köreltmiştir.’




“’Tam olarak yapabilecek güçteydiler.’dedim. ‘Ve bunların tam ortasında, dünyanın en sinir bozucu, kibirli Cücesi tavsiyelerimi dinlemek istedi (çaresinden emin olduğumu iddia etmememe rağmen), ve sonra beni saygısızlıklarıyla ödüllendirdi. Kendi yoluna git, Thorin Meşekalkan, eğer gideceksen. Ama eğer tavsiyelerime burun kıvırırsan, felakete doğru yol almaya başlarsın. Ve benden üzerine Gölge düşene kadar ne bir tavsiye ne de yardım görebilirsin. Açgözlülüğünü ve kibirini dizginle, çünkü eğer yapmazsan elin kolun altınla dolup taşsa bile, gittiğin yolun sonunda düşeceksin.’




“Bunların üzerine irkildi, ama gözleri için için yanan alevlerle yanıp tutuşuyordu.’Beni tehdit etme!’ dedi. ‘Her zaman olduğu gibi, beni ilgilendiren konularda ben karar vereceğim.’




“’Öyle yap o zaman!’dedim. ’Bunun dışında başka bir şey söylemem: Ben güvenimi ve sevgimi kolayca vermem, Thorin; ama ben bu Hobbit’i çok severim, ve onun iyi olmasını istiyorum. Ona iyi davran, ve sende benim arkadaşlığıma hayatının sonuna kadar sahip olabilirsin.




“Bunları onu ikna etmek için içimde hiç umut olmadan söyledim; daha iyisini de söyleyemezdim. Cüceler, arkadaşlara bağlılık gerektiği ve onlara yardım edenlere minnettarlık duymaları gerektiğini anladılar. ’İyi o zaman,’ dedi Thorin bir sessizliğin ardından. ’Benim grubumla birlikte gelebilir, eğer cesaret edebilirse (ki hiç emin değilim). Ama eğer onu bana yüklemekte ısrar ediyorsan, sen de gelmeli ve sevgili hobbitine göz kulak olmalısın.’




“’Çok iyi!’diye cevap verdim. ‘Ben de gelecek ve kalabildiğim kadar yanınızda kalacağım: en azından siz onun değerini anlayana kadar.’ Bu bir bitiş için iyi bir sözdü, ama o sıra sıkıntılıydım, çünkü Ak Divan’ın acil bir sorunu vardı.




“İşte bu Erebor yolculuğu’nun başlangıcıydı. Bu olay başladığında Thorin’in Smaug’u öldürmek konusunda gerçek umutları olduğunu zannetmiyordum. Hiç umut yoktu. Ama sonunda oldu. Heyhat! Thorin zaferiyle ve hazinesiyle tatmin olmadı. Gurur ve açgözlülük bütün uyarılarımı alt etti.”




“Ama tabi ki,” dedim, “bir savaşta herhangi bir şekilde düşemez miydi? Orklar tarafından bir saldırıolabilirdi, ve Thorin hazinesinde ne kadar cömert olsa da, bu onu kurtaramazdı.




“Bu doğru,” dedi Gandalf. “Zavallı Thorin! Büyük bir evin büyük bir Cücesiydi, hataları ne olursa olsun; ve yolculuğun sonunda düştü, Dağın Altındaki krallığın yönetimi onun hakkıydı, benim de arzum buydu.Ama Dáin Demirayak saygıdeğer bir halefti. Thorin’in Erebor önünde öldüğünü duyuyorsunz, tam da bizim orada çarpıştığımız anda. Ben buna çok büyük bir kayıp derdim, eğer ki çok büyük yaşına(5) rağmen, halen baltasını kudretli bir şekilde kullandığını ve Kral Brand’ın vücudunun yanı başında, Erebor Kapısının önünde, karanlık düşene kadar durduğunu görmeseydim.




“Bu olay çok daha farklı bir şekilde gelişebilirdi. Ana saldırı güneyde oyalanıyordu, evet bu doğru; ve hala da eğer Kral Brand ve Kral Dáin onun yolunda durmasalardı Sauron’un uzaklara uzanan sağ eli Kuzey’de büyük, çok büyük zararlar verebilirdi. Pelennor Savaşı’nı düşündüğünüzde, Dale Savaşı’nı unutmayın. Ne olabileceğini bir düşünün. Eriador’da Ejderha alevi ve zalim kılıçlar! Gondor’da bir Kraliçe olmayabilirdi. Biz şu an burada zaferden yıkım ve toza dönüşmeyi ümit ederek bekleyebilirdik. Ama bunlar önlendi – çünkü ben bir akşam, Bree’ye yakın bir pınarın başında, Thorin Meşekalkan ile karşılaştım.Ortadünya’da dediğimiz gibi şans eseri bir karşılaşma.”




***Notlar


(1) Gandalf ve Thorin’in karşılaşmaları Yüzüklerin Efendisi’ndeki Ek A’yla da ilişkilidir, ve burada bir tarih verilir: 15 Mart 2941. Bu iki anlatı arasında çok ince bir fark vardır; Ek A’da karşılaşma, yolda değil, Bree’deki handadır. Gandalf Shire’ı en son 20 yıl once ziyaret etmiştir, yani 2921’de, Bilbo otuzbir yaşındayken: Sonradan Gandalf onu son gördüğünde daha yaşına (otuzüç)gelmemiş olduğunu söyler.




(2) Bahçıvan Holman: Holman Yeşilel, Hamfast Gamgee’yi (Sam’in babası, babalık) çırak alan kişi: (Yüzük Kardeşliği, kitap 1 ve Ek C. )




(3) Elf güneş yılı (loa) yestarë denilen bir günle başlar , tuilë (ilkbahar)’nin ilk gününden önceki gündür; ve Imladris takviminde yestarë “aşağı yukarı Shire Hesabı Mayıs’ın 6’sına denk gelir.” (Yüzüklerin Efendisi, Ek D.)




(4) İkinci Thráin: Birinci Thráin, Thorin’in uzak atası, 1981 yılnda Moria’dan kaçtı ve Dağ’ın Altındaki ilk Kral oldu.. (Yüzüklerin Efendisi, Ek A(III).)




(5) İkinci Dáin Demirayak 2767 yılında doğdu: Azanulbizar (Nanduhirion) savaşında, 2799 yılında Moria’nın Doğu Kapısı önünde büyük Ork Azog’u katletti, böylece Thorin’in büyükbabası, Thrór’un öcünü almış oldu. 3019 yılında Dale Savaşında öldü. (Yüzüklerin Efendisi, Ek A(III) ve B.) Frodo’nun Glóin’den öğrendiğine gore “Dáin halen Dağ’ın altındaki Kral, ve şimdi iyice yaşlandı (ikiyüzellinci yaşını geçirdi) çok saygıdeğer bir kişi ve inanılmaz bir serveti var.” (Yüzük Kardeşliğ, Kitap 2)




EK



“Erebor Arayışı” yazıları ile ilgili not



Bu parçadaki, metne ait durum karmaşık ve çözmesi zor. En önceki versiyon tamamlanmış ama çalakalem yazılmış ve çoğu düzeltilmiş el yazmalarıdır, ki burada A diyeceğim, parçanın taşıdğı başlık “Gandalf’ın Thráin ve Thorin Meşekalkan ile Olan İlişkilerinin Tarihi.” Bu daktilo yazısından, B, yapılmış olup, ayrıca büyük değişikliklere uğramış olmakla beraber, daha önemsizdir. Bunun başlığı “Erebor Arayışı” ve “Gandalf’ın Erebor’a Yolculuğu Nasıl Ayarladığı ve Bilbo’yu Cüceler ile Nasıl Gönderdiği’nin Öyküsü” Daktilo yazısından daha geniş özetler aşağıda verilmiştir.




A ve B (“en eski versiyon”)’ye ek olarak, bir başka el yazması vardır, C, isimlendirilmemiş, öyküyü daha kısa ve ekonomik bir şekilde yapılandırmıştır, ilk versiyondaki iyi bir bölümü ihmal etmiş ve birkaç yeni unsur eklemiştir, ancak (özellikle sonraki bir bölümde) orjinal metnin büyük bölümünü içerir. Bu, C’nin B’den daha sonra yazılmış olduğunu, ve C’nin yukarıdaki versiyon olduğunu kesin olarak gözler önüne seriyor, ancak görünen o ki başlangıçta, Minas Tirith’teki evde Gandalf’ın anılarının başladığı yerden bazı yazılar kaybolmuştur.




B’nin açılış paragrafları (aşağıda verilmiştir) neredeyse Yüzüklerin Efendisi’ndeki Ek A (III,Durin’in Halkı) ile aynıdır, ve belli ki öykü Thrór ile Thráin’i ilgilendiren Ek A’daki bölümden önce yazılmış: “Erebor Arayışı” biterken Ek A’daki sözler birebir uyuyor, burada yine Minas Tirith’de Gandalf’ın ağzından, Frodo ve Gimli’yle konuşuluyor. Önsöz’de bahsedilen mektupta (s.11) açıkça görülüyor ki, babam “ Erebor Arayışı”nı, Ek A’daki Durin’in Halkı öyküsünün bir parçası olarak yazdı."

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Bitmemiş Öyküler Çevirileri. Hakkında
· Yayınlayan Editör: iarwain-ben-addar-
· Ana Sayfa


Bitmemiş Öyküler Çevirileri. Hakkında en çok okunan :
Galadriel ve Celeborn’a Dair


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Bitmemiş Öyküler: Erebor Arayışı" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 4 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: Erebor Arayışı (Puan: 1)
Gönderen Fireforge Tarih: Mart 22, 2004 - 21:33:05
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
çok iyi bir çeviri olmu_ kanka tebrikler.

Ortadünya’da dediğimiz gibi şans eseri bir karşılaşma.”

ingilizcesinde çok ho_ bir sözdür sende güzel çevirmi_sin taebrikler tekrar.

"a chance meeting as we say in ME


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Erebor Arayışı (Puan: 1)
Gönderen iarwain-ben-addar (iarwain@yuzuklerinefendisi.com) Tarih: Mart 23, 2004 - 08:56:46
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Söylenebilecek fazla birşey yok. Sadece teşekkür edebilirim. Eline, beynine sağlık. Bir sürü soru cevaplanmış oldu kafamda.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Erebor Arayışı (Puan: 1)
Gönderen Aragorn-2 (eyuksek@eng.marmara.edu.tr) Tarih: Nisan 04, 2004 - 00:28:47
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
bana bu bölümü uzun zaman önce göndermiştin. güzel ve hoş bi bölümdü. tebrikler. yalnız şu kalp krizi olayını nasıl savurdun anlayamamıştm. :)) neyse iyi bir çeviri olmuş saolasın.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012