Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 48 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Mart 21, 2013 - 08:08:57
· Kızıl Yolculuk (1)

Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)


Eski Yazılar

Hikayeler: Erona... Rohan'ın Savaşçı Kızı (Bölüm 5)
Yayınlanma tarihi Kasım 17, 2003 - 22:55:24 Gönderen ringmaster

Hikayeler Welar göndermiş "Halan kapatıldığı zindan'ın içindeki bir hücrede sessizce beklemekteydi. Hücre'nin içi hem pis hemde karanlıktı. İçerideki hava oldukça bunaltıcıydı. Keskin Küf ve Rutubet kokusunda nefes almak tam bir işkenceydi. Yerler ot ve çerçöp

içindeydi. Hücrenin duvarları oldukça yüksek ve kalın taşlardan örülmüştü. Koyu renkli ve kirli taşlar insanın içini karartıyordu. Hücrenin parmaklıkları yerden tavana kadar uzanıyordu. Parmaklığın demirleri Halan'ın bileği kalınlığındaydı. Üç tarafı yüksek duvar ve ön tarafı olduğu gibi parmaklık olan bu hücrenin içinde Halan ayakta, öylece duruyordu, elleri kalın zincirlerle sıkıca bağlanmıştı.



Bir saat kadar sonra, dışarıdan birtakım yabancı konuşmalar ve oldukça kalabalık bir gruba ait olduğu belli olan ayak sesleri duyuldu. Demir parmaklığın önü az sonra kalabalık bir asker

grubuyla doldu. En öndeki Asker parmaklığın kapısını açtı ve tüm Askerler hücrenin içerisine doluştular. Bu askerlerin bazıları Rohanlı, bazıları da kılık değiştirmiş Arad'lı askerlerdi. Rohanlı Askerler Yaşlı Gezgin'e acıyarak hüzünle bakıyorlardı. Buna karşılık Arad'lı askerlerse, nefret ve tiksintiyle bakmaktaydılar. Çirkin bakışları aslında onları ele veriyordu. Üzerlerine giymiş oldukları Rohan Askeri kıyafetlerinin içinde kendilerini hemen belli ediyorlardı. O onurlu Rohan Askeri üniformasına hiç mi hiç yakışmıyorlardı. Yüzleri büyüyle değiştirilerek Rohan'lılara benzemeleri sağlanmıştı. Onlarınki gibi yüzlere ve saçlara sahiptiler. Uzaktan ayırt etmek çok zordu fakat yakından dikkatlice bakıldığında, gözlerinden etraflarına saçtıkları nefret ve tiksinti kendini hemen belli ediyordu.



Biraz sonra Hücrenin kapısında bir hareketlenme daha oldu. "Kralın Veziri İkara geliyor" sözleri duyuldu. Zindan'ın taş merdivenlerinde bir çift çizmenin çıkardığı kibirli ses yankılanmaya başladı. Tabanı demirden yapılmış olan çizmeler, atılan her adımda gürültülü sesler çıkarıyor ve bu ses zindan'ın soğuk duvarlarında yankılanıyordu. Az sonra İkara tüm haşmetiyle hücrenin kapısında belirdi. İçerideki Askerleri şöyle bir süzdükten sonra, alaylı bakışlarını Halan'ın üzerine yöneltti. İkara Yaşlı Gezgine doğru birkaç adım attıktan sonra, Rohanlı Askerlere dönerek şöyle dedi;

- Sizler görev yerlerinize gidebilirsiniz.. Burada beni koruyacak yeteri kadar Asker var..

Bu emirle birlikte Rohan'lı Askerler zindandan çıkarak görev yerlerinin yolunu tuttular.

Hücrenin içinde sadece Rohanlı Asker kılığına girmiş olan Arad'lı Askerler kaldı. İkara yüzünde pis bir sırıtmayla Halan'a doğru iyice yaklaştı. Sonra şöyle dedi aşağılaycı bir ses tonuyla;



- Kim olduğumu çok merak ediyordun değil mi?? Sana kim olduğumu göstereyim öyleyse..



Daha sonra İkara sol elini yüzünün hizasına kadar kaldırdı. Parlak siyah deri bir eldivenin içindeki elini, avuç içi kendine doğru dönük bir şekilde ve bazı büyülü sözler eşliğinde yüzünün önünden geçirdi. Bu hareketle birlikte adamın yüzü bir anda değişti. Bambaşka ve çok korkutucu bir yüz ortaya çıktı. Az önceki o açık mavi gözler yerlerini simsiyah gözlere, kumral uzun güzel saçlar da yerlerini siyah uzun saçlara ve parlak pürüssüz yakışıklı yüz teni de yerini nefretten gerilmiş çirkin bir yüze bıraktı. İşte o anda hücrenin içinde bulunan tüm Arad'lı askerlerin de yüzleri değişerek gerçek çirkin suratları ortaya çıktı. Pis sırıtışlarla birbirlerine baktılar, memnun olmuş gibi bir halleri vardı. O çirkin(!) Rohanlı yüzü maskesinden kısa bir süreliğine de olsa kurtulmuşlardı.



"Ben Doğunun en kudretli büyücüsü Karin'im" dedi. Sesi daha da kalınlaşmış ve çirkinleşmişti sanki.



Halan yaşlı gri gözlerini karşısındaki bu kötülüğün temsilcisinin üzerine çevirmiş bakıyordu. Az sonra şöyle dedi Yaşlı Gezgin;

-Aferin sana Karin.. Neler de öğrenmişsin böyle?? Sen eminim ki yakında Efendin İora'nın kılığına da girersin.. Onu da böyle bir oyunla Tahtından indirip yerine kendin geçersin haa??

"İora benim efendim değil" diye haykırdı Karin. Sesi hücrenin soğuk duvarlarında yankılandı. Arad'lı Askerler korkuyla titrediler. Sonra konuşmaya devam etti;

- Benim tek bir Efendim vardır, O da Yüce Sauron'dur. Benim, senin ve bu Ortadünya toprakları üzerinde nefes alan tüm canlıların efendisi O'dur.

"Senin Efendinin Ortadünya üzerinde yaşayan bir sineğe bile hükmedecek gücü yok!!" dedi Halan kendinden emin bir ses tonuyla.

Halan'ın bu sözü karşısında Karin'in yüzü nefretle gerildi. Gözleri sanki ateş saçıyordu. Öylesine korkutucu ve karanlık bir yüzü vardı ki, çok az insan bu kötü yüzün karşısında durabilirdi. Yanaklarını nefretle buruşturdu, gözlerini kısarak tiksintiyle baktı Yaşlı Gezgine ve şöyle dedi;

- Efendimin gücünün nelere kadir olduğunu yakında görmeye başlayacaksın.. Sabırsız olma.



Sonra Karin Halan'ın elindeki kat kat sarılmış zincirlere baktı. Yanındaki askerlerine şöyle dedi.

- Çıkartın şunun elindeki zincirleri

Arad'lı askerler tereddütle Karin'in yüzüne baktılar. Büyücünün korkunç sesi hücrenin duvarlarına şiddetle çarptı.

- Çıkartın dedim!!!

Askerler korku içinde telaşla Halan'ın ellerine sıkıca bağlanmış olan zincirleri çıkarmaya koyuldular. Korkularından elleri ayaklarına dolanıyordu. Az sonra Halan'ın elleri çözülmüştü. Karin'in alaycı sesi yeniden duyuldu;



- Bir büyücünün ellerini zincirle bağlayarak birarada tutamazsınız.. Bunun yolu başkadır..



Sonra Karin elini beline atarak uzun hançerini çıkardı. Hançerini elinde kavrayarak Halan'ın üzerine doğru yöneldi. Parıl parıl parlayan hançerin sivri ucu Halan'ın kafasına doğru yaklaştı. Yaşlı Gezgin hiçbir harekette bulunmadı. Az sonra Karin keskin hançeriyle Halan'ın uzun saçlarından bir tutamını kesti. Hançerini yerine soktuktan sonra, Halan'ın uzun saçını ellerinde kavrayarak onunla Halan'ın ellerini sıkıca bağladı. Bunu yaparken birtakım büyülü sözlerde söylediği duyuldu. Fakat çok kısık bir ses tonuyla söylediğinden ne dediği tam olarak anlaşılamadı.



"Bir büyücünün ellerini kendi saç telleriyle bağlamak, yüz kat zincirle bağlamaktan daha güvenlidir.. Seni kontrol altında tutmanın en kolay yolu.. Artık o büyülü sözlerinle bu kilidi açamazsın. Ne sen, ne diğer insanlar, ne Cüceler ne de Elfler bu kilidi açabilir.." Karin'in yüzünde pis bir sırıtma belirdi. Keyfi yerine gelmiş gibiydi. Konuşmasını sürdürdü;



- Bugün üç tane adamımı öldürdün pis moruk.. Bunun cezasının ne olduğunu göreceksin. Seni öldürmeyeceğim, çünkü o kadar kolay kurtulamazsın benim elimden. Yıllar boyunca acı çekeceksin, perişan olacaksın, o inatçı boynunu karşımda eğeceksin.. Seni öldürmem için bana yalvaracaksın!!



Aradlı Askerlerden birisi elinde tutmakta olduğu Halan'ın Asasını Karin'e göstererek şöyle dedi;

- Efendimiz, bu yaşlı bunağın Asasını ne yapmamızı istersiniz?

Karin Halan'ın Asasına tiksintiyle baktı. Sonra bakışlarını Halan'a doğru yöneltti.

- Bu Asa senin herşeyin öyle değil mi??

Karin'in karanlık yüzünde pis bir sırıtma belirdi. Gözleri zafer pırıltılarıyla parlayarak şöyle dedi;

- Bak şimdi Asana neler yapıyorum...



Karin, Halan'ın Asasını Aradlı Askerin elinden alarak iki eliyle kavradı. Büyülü bazı sözler eşliğinde, güçlü kollarından aldığı kuvvetle Asayı tek bir hareketiyle kırdı. Büyücü kırmış olduğu Asayı Halan'ın ayaklarının dibine attı. Doğulu büyücünün yüzündeki sırıtma ve gözlerindeki aşağılama daha da artmıştı. Şöyle dedi büyük bir kibirle;

- İşte Asan.. Yakında sende onunla aynı kaderi paylaşacaksın.. İstersen al sakla.. Doğunun Kudretli Büyücüsü Karin o gün Asamı nasılda kırmıştı diye yad edersin bu günü..



Zalimce bir kahkaha yükseldi Karin'den, onun bu sözleri Aradlı Askerleri çoşturdu. Hepsinin gözleri zaferle parlıyordu, coşku içindeydiler. Büyük büyücüleri Karin'in bu Batılı Büyücüye dersini vermesini büyük bir zevk ve gururla izliyorlardı.



Halan sakin bir şekilde yere eğilerek kırık Asasının iki parçasını da elleri arasına alarak doğruldu. Karin onun bu halini gülerek ve gözlerini yine tiksintiyle kısarak izledi. Şöyle dedi Karin;

- Seni zavallı bunak.. Hâla bir umut olduğunu sanıyorsun değil mi?? Hâla bu berbat durumdan kurtulabileceğini ümit ediyorsun.. Fakat artık ne senin ne de diğer batılı dostların için hiçbir umut yok. Yakında kudretli ordularımız sizin barbar kuvvetlerinizi ayaklarının altında ezecekler. Düşmez diye baktığınız tüm şehirleriniz ve kaleleriniz birer birer düşecek. Önce Edoras sonra Miğfer Dibi ve daha sonra da Minas Tirith.. Ak Kulenin en yüksek burçlarına bayraklarımızın çekildiği gün senin yüzünün alacağı şekli göreceğim.. Ve en nihayetinde, Anduril elimize geçecek. Onu bizzat kendim ellerimle Efendim Sauron'a götüreceğim. Efendimiz Hüküm dağında yeni Güç Yüzüğünü yapıp parmağına taktığında, artık Ortadünya gerçek sahibine yani, Yüce Sauron'a geri dönmüş olacak..



Karin'in korkunç kahkahaları hücrenin duvarlarında yankılanırken, Aradlı Askerler de yumruklarını tüm güçleriyle sıkarak havada sallıyorlardı. Şöyle bağırıyorlardı çoşkuyla;

"Efendimiz Yüce Sauron!! Canlarımız ve kanlarımız senin için feda olsun!! Senin için savaşacağız!! Senin için düşmanlarının pis kanlarını dökeceğiz!! Herşey senin için!!"



Hücrenin içinde bunlar olurken, Halan sakin bir şekilde olduğu yerde durmaktaydı. Elleri kendi saç telleriyle bağlanmış, kırık Asasının iki parçası bağlı ellerinin parmakları arasında öylece durmaktaydı. En ufak bir üzüntü, keder veya moral bozukluğu yoktu yüzünde. Yenilgiye uğramış gibi bir hali hiç yoktu. Olan biteni sessizce izlemekteydi. Karin tüm çabasına rağmen Halan'ı ümitsizliğe uğratamamıştı.



Sonra Karin Askerlerine dönerek şöyle dedi;

- Akşam olmak üzere.. Gidip mahkum arabasını hazırlayın. Karanlık basarken bunu gizlice kimseye farkettirmeden Dol-Guldur'daki üssümüze götürün.

Sonra Karin Halan'ın karşısında yine heybetle durdu. Aşağılayıcı bakışlarını bir kez daha Yaşlı Gezgin'in üzerine doğru yönelterek şöyle dedi;

- Rohan Kralını görmeyi çok mu istiyordun..Öyleyse senin bu isteğini gerçekleştireyim.. Ona ve Veziri İkaraya hücre arkadaşlığı yap bakalım.. Siz üçünüzü Dol-Guldur'un en derin zindanlarında ömür boyu misafir etmek şerefine eriştiğimiz için çok mutluyuz..



Karin'in zalimce kahkahaları yine hücrenin içini doldurdu. Gösterişli siyah pelerini yerleri süpürerek dışarıya çıktı. Çıkarken sol elini tekrar yüzünün önünden geçirerek o büyülü sözleri söyledi. Bu hareketle birlikte, onun ve diğer Arad'lı Askerlerin yüzleri tekrar değişerek Rohanlı Asker kılığına bir kez daha büründüler. Karin'in çizmelerinin çıkardığı takırtılar zindan'ın duvarlarında yankılanarak uzaklaştı. Aradlı Askerler sırıtarak Halan'a ve birbirlerine bakıyorlardı. İçlerinden birisi alaylı bir ses tonuyla şöyle dedi;

- Seni zavallı bunak.. ne yapacaksın o odun parçalarını ha??

Bir diğer Aradlı Asker şöyle dedi;

- Ne yapacak.. Dol-Guldur Zindanlarındaki fareleri öldürmek için kullanır..

Başka bir Aradlı Asker de şöyle dedi alaylı bir sesle;

- Önce öldürüp sonra da yemek için.. Çatal yerine kullanır..

Bu söze tüm Aradlı Askerler kahkahalarla güldüler. Sonra Amirleri olan Ranihar isimli Şövalye şöyle dedi;

- Tamam bu kadar eğlence yeter.. herkes görevinin başına. Bu Rohanlı barbarlara farkettirmeden işimize bakmalıyız.

Sonra Ranihar tüm Askerlere çeşitli emirler verdi;

- Siz gidip mahkum arabasını hazırlayın. Sizlerde etrafa göz kulak olun. Bu bunağın Rohanlı Askerlerlerle konuşmamasını sağlayın. Sizlerde Akşama mahkum arabasına eşlik edeceksiniz, hazırlıklarınızı yapın.



Sonra tüm Aradlı Askerler çeşitli homurtular ve Rohanlılara yönelik küfürlü konuşmalar yaparak hücreden dışarı çıktılar. Kapıyı kilitleyip uzaklaştılar. Homurtular ve ayak sesleri giderek azaldı. Emrindeki Askerler zindanın dışına doğru çıkarlarken, geride kalan Ranihar arkasına dönerek Yaşlı Gezgin'e sert bir bakış fırlattı. Ranihar Halan'ın bu sakin ve hareketsiz duruşunun ardında nice oyunların olduğunu düşünüyordu. Sonra Ranihar demir parmaklıklara doğru birkaç adım atarak Halan'a doğru yaklaştı. Şöyle dedi sert bir ses tonuyla;

- Bu sessiz-sakin duruşunun ardında kimbilir ne kötülükler yatmakta?? Bize karşı oynamayı düşündüğün kimbilir hangi hilenin planı içerisindesin?? Fakat şunu o inatçı kafana sok ki yaşlı büyücü, bu sefer ne sen nede diğer barbar dostların bizi ve Efendimiz Yüce Sauron'u durdurabilir. Ortadünya gerçek sahibine ve efendisine mutlak surette geri dönecek, sizin gücünüz bunu durdurmaya yetmez.



Ranihar'ın gözleri gelecekte kazanacakları zaferlerin parıltılarıyla parladı. Arad Krallığının en seçme Şövalyelerinden birisiydi o, yıllar boyunca kuzeydeki insanlarla, cücelerle, ve en nihayetinde de Rohanlılarla çarpışmıştı. Nicesinin kanını döküp kellelerini almıştı. Ranihar'ın karşısına çıkma hatasına düşmüş olan hiçbir batılı savaşçı bu hatasını bir başkasına anlatabilme fırsatını bulamamıştı. Halkının gurur kaynağıydı, Kral İora'nın ve Arad'ın Başbüyücüsü Karin'in en güvendikleri Şövalyeydi. Uzun boylu ve atletikti, yüzündeki o sahte Rohanlı maskesinin ardında esmer ve sert yüzlü biriydi. Kısa siyah saçlarıyla Ortadünya'daki az sayıdaki kısa saçlı erkeklerden biriydi. Belindeki gösterişli kılıç kemerine takılı olan uzun kılıcı nice batılı savaşçının canını almıştı. Daha otuz yaşına bile varmamıştı ama katıldığı çarpışmaların haddi hesabı yoktu. Yiğitliği, cesareti ve gücüyle kısa zamanda Arad Ordusunda yüksek mevkilere ulaşmıştı. Yaşıtlarının kırk yaş civarında ancak ulaşabilecekleri mevkilere (ve saygınlığa) O daha yirmiyedi yaşındayken ulaşmıştı.



Halan'ın tam karşısında durdu Ranihar, güçlü elleriyle parmaklığın demirlerini sıkıca kavradı. Sanki bir hareketiyle kalın demirleri kıracak ve sonra da içeri girip Halan'ın canını alacakmış gibi duruyordu. Sert sesi yine duyuldu;

- Sen Kudretli Büyücümüz Karin'e şükret.. Onun acımasıyla şu anda hayattasın.. Yoksa, bana kalsaydı seni çoktan öldürmüş olurdum..



Halan herhangi bir cevap vermedi karşısındaki bu doğulu savaşçıya. Biran için birbirlerine baktılar, sonra Ranihar ellerini parmaklıklardan çekerek geriye doğru hareket etmek üzereyken, Yaşlı Gezgin'in sesi duyuldu;

- Kötüler kaybetmeye mahkumdur..

Duyduğu bu sözlerle Halan'ın yüzüne hayretle baktı Ranihar ve sonra kararlı bir ses tonuyla şöyle cevap verdi;

- Evet.. İşte bu yüzden, kaybeden taraf siz olacaksınız..



Daha sonra doğunun büyük Savaşçısı geriye dönerek, taş merdivenlerden yukarı hızlı adımlarla çıktı. Az sonra Askerlerinin yanına ulaşmıştı ve onlara vermiş olduğu görevlerin yerine getirilip getirilmediğini denetlemeye başlamıştı.



Halan hücresinde yine tek başınaydı. Ayakta hareketsiz olarak duruyordu. Kendi saç telleriyle bağlanmış olan ellerinin arasında tutmakta olduğu kırık Asasına bakıyordu.



Kendi kendine şöyle dedi sessiz ve kendinden emin bir şekilde;

- Herzaman için bir umut vardır Karin... Bunu yakında sende anlayacaksın..

"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Hikayeler Hakkında
· Yayınlayan Editör: ringmaster
· Ana Sayfa


Hikayeler Hakkında en çok okunan :
Gölgelerin İçinden


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Hikayeler: Erona... Rohan'ın Savaşçı Kızı (Bölüm 5)" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 6 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: Erona... Rohan'ın Savaşçı Kızı (Bölüm 5) (Puan: 1)
Gönderen WindRider_of_Arnor Tarih: Kasım 19, 2003 - 17:56:29
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Hikayen çok ilginç bir şekilde devam ediyor. Ranihar'ın gençlik günlerinde hiç unutamadığı çok kötü bir anı yaşadığı belli. Halan'ın asası kırıldı. Artık o büyü yapamaz? Öyleyse bir gezgin olmaktan başka hiçbir şeyi kalmadı ve o hala umudunu kaybetmiyor?! O zamanlar Orta Dünya çok mu karanlık? kuyutormanın güney ucu serbest kalmış ve hiç denetlenmiyor. Denetlense bile kılık değiştirebiliyorlar; onların Aradlı olduğunu kim anlıyacak? Dol Guldur Galadriel tarafından yıkılmıştı ama yeniden yapılmış...
Bakalım neler olacak???


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Nihayet (Puan: 1)
Gönderen lyra Tarih: Kasım 20, 2003 - 17:02:22
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Bir ay oldu mu 4. bölümden beri? Her gün sayfayı açıp heyecanla beklediğim hikayenin yeni bölümünü sonunda okuyabilmek çok güzel. Lütfen arayı bir daha bu kadar uzatma...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Erona... Rohan'ın Savaşçı Kızı (Bölüm 5) (Puan: 1)
Gönderen 1onering1 Tarih: Kasım 23, 2003 - 12:39:28
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
bence oyku gercekten cok guzel ama daha onceki bolumleri okumadigim icin bilemeyeceegim ama
tolkienin yazdigi kadar buyuleyici ve insani gercekten etkileyen bir oyku degil bence
ama yine de tebrikler...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Erona... Rohan'ın Savaşçı Kızı (Bölüm 5) (Puan: 1)
Gönderen elollyra Tarih: Kasım 23, 2003 - 20:39:15
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
her bölüm gibi ilgi çekici başka ne diye bilirim :)


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Erona... Rohan'ın Savaşçı Kızı (Bölüm 5) (Puan: 1)
Gönderen Welar Tarih: Kasım 24, 2003 - 01:37:27
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Güzel yorumlarınız için teşekkürler..
Sevgili 1onering1;
Hikayemi çok güzel bulmuş olmana sevindim
eski bölümlerin tamamına anasayfadaki eski yazılar linkine
tıklayarak ulaşabilirsin
Sanırım onları da okuduğun zaman bu hikayeyi
"büyüleciyi ve insanı gerçekten etkileyen bir öykü" olarak göreceğine eminim. ;-)
Bu arada beni Tolkienle kıyaslamış olmana da bayıldım.

Aslında bazı sebeplerden dolayı bu siteden ayrılmış olduğum için
Hikayenin geri kalan kısmını gönermeyi düşünmüyordum fakat güzel eleştirileriniz
karşısında, bilhassa Iyra isimli arkadaşın kısa mesajını okuduktan sonra
göndermeye karar verdim.
Yaklaşık olarak 5 aydır bu hikayeyi takip eden ve severek okuyan siz değerli
okurlarımı bu hikayeden mahrum bırakamazdım.. :))

Saygılarımla,


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012